8 Ekim 2013 Salı

Her eylül bir eksiliştir


Bir yıldıza isim verdim dün gece!
‘Şimdiki zamanda’ olmadığını bile bile… Galiba, eylül de biraz böyle.
Hayatınıza girdiğinde, içinizde hala yaz tortusuyla yaşadığınızı sanırsınız. Oysa bir sonbahar size, göçebe ruhuyla, kül rengi yüküyle gelir. İçinizde bahar coşkusunu sindiren yaz, yerini apansız, terkedercesine eylüle bırakır.
Her eylül bir eksiliştir.
Coşkuların sessizleştiği, siyah beyaz bir filmin finali gibi, yazılardan hemen önceki anlarıdır mevsimlerin.
Az sonra zemheriye düşecek kalbimizin hazırlanması gibi, bir dengenin unsurudur bir bakıma. Eylül eksiliştir.
Kül rengidir, kurşun rengidir, kurşunidir…
Baharı yaşayan doğanın, içini ısıtan yaz hakkını geri ödemeye başlamasının ilk ayıdır aslında.
O da bir başlamanın habercisidir. Fakat; biten şeyleri anlatmaya başlamanın habercisidir eylül. Gözlerimizden akan bir yas yaşı gibidir.
Gerekli, değerli ama üzücü…
Hiç bitmeyecek zamanların, insan ruhuna bir afyon gibi süzüldüğü taze günlerin ardından varılamayacak bir gelecek gibi hissedilen uzun yaz yaşamları ve insan aldanışları…
Hayat gibi. Doğumla ölüm arasında kısıtlanmış zamanlar gibi…
Eylül bitti. Ekim’e vardık şimdi…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder