26 Ağustos 2013 Pazartesi

Bir anmış hayat


Ah bir kibirden geri kalsa insan! Başka ne gerekir ki!?
Nice sorunun üstesinden gelinmiş olur o an. Ağzında hak hukuk, aklında binbir dümen insanın. Kalbinde zaten kara bir tül gibi aydınlığa uzak duygular.
Ah bir nefsinden, egosundan geri kalsa insan! Başka ne gerekir ki!?
Herşey daha güzeli herşey “ötekini kendi yapan” bir empatiye döner.
Ah bir hırsından geri kalsa insan! Başka ne gerekir ki!?
An’ın anlamı artar o zaman. Yaşamak, birlikte daha güzele dönüşür.
Herşey çok ama çok yaşanabilir. Herkes herşeye çok ama çok sahip olabilir. Özünü, insanlığını azalttıkça, malın da artar mülkün de. Hatta sözde itibarın bile artar.
Ancak ya hakikat?
Asıl olan onun ne olduğu, olacağı!
Olur ya, uyarına gelirse bir gün herkes anlar. Er ya da geç.
Bir an’mış dünya, hayat, biriktirilen, sahip olunan herşey. Bir an’mış hayat, o da öldüğün o an.
Der ya Mevlana: “Ölüm de var!”. Anlayana. Ya anlamayana?
Şairlerin ustası, kelimelerin duygu fırtınası büyük usta Nazım Hikmet’in bir şiirinden daha kesit paylaşmak istedim bugün, yine ve daima.
Özellikle insan olmayı ve insanlığı, bir diyalektik şiirde anlamamız için, sanat yoluyla.
*
Büyük insanlık gemide güverte yolcusu
tirende üçüncü mevki
şosede yayan
büyük insanlık.
Büyük insanlık sekizinde işe gider
yirmisinde evlenir
kırkında ölür
büyük insanlık.
[…]
Büyük insanlığın toprağında gölge yok
sokağında fener
penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor



[…]: Ara da bir bu işareti hatırlatmak isterim. Telif hakkı ihlali yapmamak için şiirin tamamını yayınlamadım demektir. Şiirin tamamını yazarın original eserinden okumanızı öneririm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder