11 Temmuz 2013 Perşembe

“Mutluluk”


“Mutluluk” kelimesini aradım google arama motorounda.
Ilk olarak karşıma Türk Dil Kurumu’na ait tanım çıktı. Eğlenceli geldi. Binlerce yıldır tanımlanmase en zor duygulardan birini Türk Dil Kurumu bakın nasıl tanımlamış.

“Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu.”
Buna tatlı bir de örnek cümle kurmuşlar Halikarnas Balıkçısı’ndan: “Hele bir de birkaç sünger bulabilse artık mutluluğunun sınırı olmayacaktı.”
Birkaç tanımı daha var Kurumun:
“1. Genellikle insanların kendilerine en yüksek erek olarak koydukları değer. Bilinci dolduran tam bir doygunluk durumu. İstek ve eğilimlerin tam bir uyumu ve doygunluğu. Değerli şeylerin bolluğu içinde alınan nesnel durum.
2. Kişisel mutluluk duygusu: a. durum olarak; b. bir kezlik bir yaşantı olarak.
3. Ahlak felsefesinin ana kavramlarından biri; özellikle klasik eskiçağ ahlakının temel kavramı: a. Bireyin mutluluğu, b. Toplumun mutluluğu. 
4. Kant'ta mutluluk erişilmesi güç bir ülküdür; bunun karşısına Kant mutluluğa layık olma değerini ulaşılabilir bir erek olarak koyar.”
Bu sonuncusunu “mutluluğu” kelimesini felsefede ararken görmüştüm.
Felsefe Terimleri Sözlüğü’nde var.

*

Sonra şiirde aradım “mutluluk” kelimesini. Baksanıza Nazım Usta da soruyor meğer!
“Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
[…]”

Anlaşılan Nzım Usta da aramış çok.
O bile bulamayınca ben de aramaktan vazgeçtim.
Aramızda kalsın, o da size arar aslında. Beklemesini de bilmek gerekir!
  
Makalenin sesli versiyonuna http://snd.sc/1bqtHQs adresinden ulaşabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder