24 Haziran 2013 Pazartesi

Sayalım bakalım

Bazen anlamak o kadar uzun sürüyor ki! Bir yazarı, bir şairi, gerçek bir vatanseveri... Bazen anlamak o kadar zor ki... Anladıkça anlamayanları anlayamıyor insan. Anladıkça anlamayanlara üzülüyor hatta. Yine Nazım ustanın bir şiiri geldi aklıma. Sırf anlamadıklarım için. Hayatı anladıkça daha da anlamadıklarım için. Gündelik hayatı estetiğe döktükçe, çirkinlikler daha da gözünüze vuruyor önceleri. Merak etmeyin sonra algı onları ayıklıyor aradan. Şeffaflaşıyorlar sizin için, aldırmıyorsunuz bile çirkinlere, çirkinliklere. Algınız estetik olanı, güzellikleri seçmeye başlıyor çünkü. Hayat güzelleşiyor. Ama o ilk zamanlar yok mu? Tüm çirkinliklerle boğuşma zamanı, sigarayı bırakmanın ilk zamanları gibi. Çirkinliğini bildiklerinizle olmamak için harcadığınız mücadele. Bağımlısınız çünkü parçasısınız. Ama sonra derin ve tatlı bir soluk alır hale gelirsiniz. O zaman her şeye değer. Şimdi anlamak pahasına, şiirimizi okuyalım ve sayalım bakalım kaç tane var etrafımızda!! Karar vermeden önce estetiğe sığınıp, çirkinliklerden kurtulmağa! * Akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. Serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin. Midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat. Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. Bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın maalesef. [...] Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, hani şu derya içre olup deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf. Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin, — demeğe de dilim varmıyor ama — kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder