26 Mayıs 2013 Pazar

Gidersin kalbin kalır

Nazım’ın şiirindeki gibi “çok şükür bu günü de gördük” der gibi sevdik biz bu ülkeyi. Kimileri göç yollarında insanımızın. Kimileri bir çok başarıyla gururumuz oldu. Ben inanmıyorum gidenin kalbinin kalmadığına burada. Gidersin kalbin kalır, kalırsın gurbet çeker bazen... Kimine göre, yaşadığı yurt bir sevda meselesidir. Şaşırmayın, çünkü bizim için de böyle aslında. Neler çektirdiler bize, neler yaşattılar, ne haksızlıklara uğradık, ne zalimlikler gördük yıllarca ama sevmekten vazgeçmedik yurdumuz. Sakın 60’lardan bahsettiğimi sanmayın sadece. Biz o zulümleri biliriz ama mesele şimdiye uzananlardan çektiklerimiz. Yıldık mı peki? Hayır yılmadık. Sürekli yeniden bir sürece hazırlanan yurdumun her karış toprağında, var kalma mücadelesi sürecek zaman durdukça. Dedik ya bir sevda işi bu ülkede yaşamak. Nereye gidersen git dönersin en sonunda. Ne kadar kızarsan kız yine de seversin... Mesele yaşananda da değil çoğu zaman. Acısı da hatırlanır tatlısı da. Ama yaşatanı unutmaz insan. Unutmamalı da bir bakıma. Kıbrıslı Türklerin hafızası ile oynayanlar, sanmasınlar ki kişisel tarihimizde anılmayacaklar! Kıbrıslı Türklerin iradesi ile ayal edenler, sanmasınlar ki unutulacaklar ve lanetle anılmayacaklar! Yakın tarihimizde yaşanan tüm kirlenmelere, siyaseti bugüne taşıyıp da kendisinin hiç pu çirkefte payı olmadığını sananlara eş mesafede bu makale. Artık anlayamayana davulla zurna ile anlatmak değil, şölenler kutlama ile sahneyi boşaltmalarını istemek de lazım. Bu ülkeyi sevdiğimizden satırlarla da olsa bir mücadele veriyoruz. Tam da bu noktada anlaşılmalı, mücadelenin hep yeninden ve hep kendi içinden doğmakta olduğu ve doğacağı. Bu ülkeden bir avuç su dahi içtiyseniz, bu ülkenin kaderi ile oynamayın! Çünkü bu kader hepimizin olduğu gibi, sizin de kaderiniz!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder