11 Eylül 2012 Salı

Resmi tarih manipülatiftir

Ahmet Tolgay’ı köşe yazılarından tanımayanımız yoktur sanırım. Aynı zamanda yarattığı eserlerle de tanınır. Yaş almış ve deneyimleri arttıkça toplumla paylaşmış bir yazarımız. Bu önemlidir. Becerisi olanın bunu yapması, deneyimlerini gerçeklik ilkesi ile aktarması önemlidir. Çünkü biliriz ki devletin resmi tarihi, zorlayıcıdır ve daima eksiktir. Hatta daha eleştirel bakarsak manipülatiftir. Devlet önce dünyaya sonra kendi halkına yönelik en büyük manipülasyonu, yazdığı (yazdırdığı) tarihle yapar. İnsanlara kendi istediğini dikte eder ve sözde bunu toplumun faysadı için yapar. Ancak en güçlü hoşgörü ile bakacak olsak bile, yaşanmadan yazılan ve yanıltılan bir tarih, yazıldığı dönemin toplum menfaatini gözetse bile -ki yalan tarih için bu meşru bir neden olamaz- gelecek toplumlar için aynısı olmayabilir. Devletin yazdığı resmi tarihte, en basit şekli ile yazılmayanlar, fazla yazılanlar, abartılanlar ya da önemsizleştirilenler vardır. Bu konuda sadece ülkemize eleştiri getirmek acımasızca olur. Çünkü dünyada buu yapmayan ülke yok gibi. Bu dehşet verici bir manipülasyon aslında. Çünkü algılanıp tüketilen bir bilgiden bahsetmiyoruz. Tüm dünyaya yayılan bir değer yargısı oluşturmadan bahsediyoruz. Böylesi güçlü kalıcılığı olan bir konuda gerçeği içermeyen ve yönlendirici unsurlar olması hakikaten dehşet verici bir manipülasyondur. Buna karşı korunmanın en önemli yolu ise yazımın başında değindiğim Ahmet Tolgay gibi değerli kişilerin, toplumda yaşarken edindikleri bireysel tecrübelerini gerçekçi bir anlatımla paylaşmalarıdır. Bu, önceki kandırmacaları etkisiz kılabileceği gibi, eksiklikleri de tamamlayıcıdır. Ahmet Tolgay’ın yayımladığı Dere Tepe Kıbrıs kitabı da bu ölçekte bir eser. Akıcı bir dille Yeşilırmak’tan Dipkarpaz’a kadar, adım adım Kıbrıs anlatılıyor. Hem de gerçekçi eleştirler, umutlar, dilekler ve hatta umutsuzluk ve sitemlerle birlikte. Görmemiz gerekenlere işaret eden saptamalarla bir gezi, hatıra ancak eleştiri eseri. Bir yandan umut ve umutsuzluk kuşağında dolaşan Kıbrıs Türk Halkı’nın nabzından olguları dile getirirken bir yandan da kendi deneyimini ortaya koyuyor. Hem tebrik, hem teşekkür ederim. Okunmasını önererek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder