12 Eylül 2012 Çarşamba

“Yaşlı yapabilse, genç düşünebilse!”

Fransızlar der bunu. Bu özdeyişle tecrübe ve enerjinin biraradalığını idealleştiren resmi bir ideoloji baskısı hissedilir aslında. İtiraz edilmesi gereken bir baskı. Direniş gösterilmesi gereken bir baskı. Buna en güçlü direnişi ise yine bir Fransız filozofun gösterdiğini, gerek gençlere olan eğitici araştırmalarından gerekse hakkında tezler hazırlanmış bir cümlesinden görürüz. * II. Dünya Savaşı sonrasının en yaratıcı ve en verimli araştırmacılarından ve günümüzün filozoflarından biri olan Pirere Bourdieu, bugünün sosyolojisinin temel kuramcılarındandır. Yirmi birinci yüzyıl sosyolojisine miras kalacak en sistematik ve kapsamlı epistemolojik* girişimin sahibidir. Farklı dönemde yaptığı çalışmaları esasen sosyolojisinin iki temel sorunu olan yeniden-üretim ve alan sorununun kapsamını derinleştirdiği çalışmalar olarak okunabilir. * Pirere Bourdieu gençleri tanımlarken “yaşlıların; iktidarlarını ellerinden bırakmamak için uydurdukları bir sınıf ayrımı” şeklinde ifade eder. Bu tanımlamayı ilk duyduğum andan itibaren keyifle yineliyorum. İçselleştirerek üstelik, hak vererek. Zaman hızla değişirken, sadece bireyleri ve toplumları değil, hükümet etme yöntemlerini ve gelecek planlarını da değiştiriyor. Bu değişim gençlere duyduğumuz ihtiyacı son derece artırıyor. Seçilmişlerin yaş ortalamasına baktığımızda, tecrübeleri olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Ancak, altmışlı yaşlarda insanların, bugün 15 yaşında olan bir çocuğun 20 yıl sonrasını organize etmelerini beklemek de ütopik. Bu noktada, gelecek hakkında endişe duymamak elde değil. * Meclisimizin her iktidar döneminde, gençlerden ve hatta yaşları 18’in altında olan kitlelerden oluşan danışma komiteleri kurması artık bir gerekliliktir. Gençlere sadece parti programlarında ve seçim meydanlarında hamasi nutuklar atmak değil çünkü önemsemek. İş bulma vaatleri vermek de değil gençlere önem vermek. Gençleri, çocukları yönetimin ve gelecek planlarının kısacası gerçekçi bir geleceğin doğal süreci yapmak ve katılımcı olmalarını sağlamak bu yüzyılın akılcı yönetim şekli. Ancak bu şekilde yarınları daha uzak mesafeli görebiliriz. Hem böylece siyasetçiler, grileşen “siyaset adamı” tanımını belki yeniden beyaza döndürürler. Yoksa bir süre sonra, siyaset yapmak isteyen birey bulmak zorlaşacak. Her şey griden siyaha kayacak. * Yaşlıların, büyüklerin tecrübesi ile gençlerin, çocukların geleceği daha iyi görebilme enerjisi bir araya gelmeden başarıya ulaşmanın mümkün olmadığı bir yüzyıl bu. Yoksa çok geç kalırız, hızla dönen bu dünya ile birlikte dönmeye.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder