“Güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe”
Bu satırlar Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “öyle bir yerdeyim
ki” şiirinden. Paylaştığım sadece birkaç dize değil aslında. Büyük bir çelişki.
*
Hüseyin ağabeyim (Hüseyin Kamalı) Lefkoşa’nın tanınmış
simalarından ve çocukluğumun da tanıklarındandır. Baba dostudur. Hayatı boyunca
görüntü ve ses üzerine çalışmaları olmuştur.
Dün FaceBook’ta bir görüntü paylaştı. Bu görüntü yeni bir
serüvene sürükleri beni. Kendi iç dünyamda bir serüven.
Çocukluğumun da öncesine yıllarca önceye gittim. Görüntüler
1965 senesinde ülkemin çeşitli yerlerinde İngilizler tarafından çekilmiş. Sözte
bir belgesel gibi de anlatımlar içeriyor. Anlatılanların süslü püslü
ifadelerine bakıp yanılmamak gerekir.
Bu görüntülerle bir kez daha sömürünün ne derece kötü birşey
olduğunu hissettim. Öyle ki, görüntülerdeki bir çok tarihi mekanın içindeki
eserler arık yerinde değil. British Museum’da görebilirsiniz ancak. Çünkü köle
gibi çalıştırdıkları Kıbrıslılar’ın emekleri sonucu ortaya çıkan değerli
madenler gibi tarihi eserleri de ana yurtlarından, Kıbrıs Adası’ndan çalıp
götümüşler.
İnsanlık tarihinin utanç dolu hırsızlıklarının başında,
tarihin objelerini anayurtlarından alıp başka topraklarda sergilemektir.
Bu izlenimlerim bende kızgınlık yarattı aslında. Ancak bir
yanım farklı duygularla doldu. Çünkü dağda ovada çalışan, sokakta dolaşan ya d
ane bileyim mesela zeytin toplayan Kıbrıslıların ne kimler olduğunu
anlayabildim ne de Rum veya Türk olduklarını.
Hiçbirinin birbirinden farkı yok.
Bu duygu da bir hoşnutluk yarattı içimde.
İşte şimdi söylüyorum: Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız
bahar bahçe. Bu ne çıldırtan denge.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder