“Okyanuslar ve kıtalar benimdir. Yakarım, yıkarım, vururum” demek insana şeref vermez. Gerçek sahip kimdir? Kuvvet ve yücelik sahibi. Allah deyin ve O’nu arayın! O size yücelik ve şeref giydirir. Büyük İskender’in makamı öyleydi. Kimse şöyle diyebilir mi: Büyük Putin veya Büyük Obama. Bütün gayretleri, yakmak ve yıkmak içindir. İnsanlar amelleriyle büyük olurlar. Bunun ölçüsü de büyük zatların yanında durma kabiliyetidir.”
Bu sözler Şeyh Nazım Kıbrısi’ye ait.
Şeyh Efendi Hz. anlamlı uyarısı ile bölgede yaşanabileceklere dikkat çekiyor.
‘Aklın firar ettiği’ diye bakılan olaylar aslında ‘aklın marifeti’. Hırsı, bencilliği, acımasızlığı, açgözlülüğü, kavim ayrımcılığını ya da inanç düşmanlığını doğuranın, besleyenin ve büyütenin “akıl” olduğunu düşünürsek, aslında tüm bunların da ‘aklın marifeti’ olduğunu anlarız.
Sırf bu nedenle aklı eğitmek nefsi eğitmektir. Ancak bu eğitimle insan, aklının kölesi olmaz, kalbiyle aklını yönetmeyi bilir.
Şeyh Efendi Hz.: “İnsanın dünyadan istediği nedir? Şeref ister. Bu nedenle, Allah’tan isteyin ve yakınlaşın. Bir parça çimen, küçük bir çiçek, neden büyür? Onların gayesi nedir? Çiçek açmak ve yaradan tarafından görülme ve yakınlaşmaktır. Küçük bir tohum ve küçük bir çocuk için Yüce Allah koca güneşi doğdurur ve onların büyüyüp, çiçek açmasına yardım eder. Dünya geniştir, herkese yeter, öyleyse çiçek açın ve altına dönüşün. İnsan sırlarla doludur.” derken, anlayana da sırlar veriyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder