Yağmur yağarken düşlüyor insan güneşi, ya da en sıcak havada
ihtiyaç duyduğunu anlıyor. Hep en karanlık gecede özlüyor sabahın olmasını,
günün doğmasını.
Oysa haksızlık ediyor, yaşadığını önemsememekle, her demini
doyasıyla içine çekmemekle yaşananın. Hep arayışlarımıza değer yüklüyor, uzak
ve zor olana çaba harcıyoruz.
Neden hep ulaşılan, sahip olunanın değerini bilmeme ve elde
edilemeyene değer verme hatasında insan?
Kaçımız, amaç edindik olmayanı kim bilir? Kaçımız olanla
mutlu hayat yaşamayı hep erteledik beklediklerimiz için. Yaşamın sorgularında,
kaçımız bir yanlışın tüm doğruları
götürdüğü hayat sınavına, önceden soru anahtarı alarak girebildi?
*
Biz kendi planlarımızla hayatımızı dopdolu sanırken hayat
bizim de yeraldığımız kendi planlarını kurgular her zaman. Beklenmedikler
elbette daha zor karşılanır beklenenlerden. Planlamadan yaşanamaz belki bir
hayat ama her anını planlayarak yaşamak da zor.
Kim bilir belki biraz teslimiyetçi bile olmalı insan,
kaderci olmasa da. Beklenmediklerin
olabileceği ihtimalini kabul etmek, olduklarında onlara doğrudan yenilmeden
hayatı sürdürmek demektir bir bakıma.
Amaç edindiklerimizden tutun da sevdalarımıza kadar hep,
varolanın bize tenhalık getirdiği yanılgısına düşeriz ve erişilmez sandıklarımızın
neşeli kalabalıklarmış gibi heyecanlı olduklarını düşünürüz.
Oysa yaşamın tadı, hedefleri ve amaçlarımız olsa da,
olasılıklara bağlı çıkarılmaz. Olanlarla yaşamak ve mutlu olmaktır asıl olan.
Yoksa beklediklerimize
erişip mutlu oluruz diye beklerken, hayat geçer.
Son pişmanlık çok zordur ilkinden.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder