5 Ağustos 2013 Pazartesi

Ben seni sevmesem


Gönlümde erişilmezlik yarası, hayalimde sen. Kalbim paramparça, her parçasında bir sen. Zaten hüzne salınmış yaşamda, hep sen.
Radyoda bir güzel kadın sesi. İyiden iyiye hüzne boyuyor tüm düşünceleri.
Acıyı acıyla bastırma hilesinde şarkı bitmeden kapatmadığım müzik gibi sevgin. Hep nedeni, niçini sorduğum ama değil sana, bunu kendime dahi anlatamadığım, her nedensizliğin ardında sen.
Nasıldır bir bahar sensiz? Nasıldır sana çıkan tüm yollarımda hem hep olman, hem hiç? Nasıldır bir akşam, yıldızlar başıma yağarken, sadece gözlerimin sırılsıklam oluşu? Nasıldır açan her çiçekte, gülen her çocukta, akan nehirde, uçan kuşta, mavisinde gökyüzünün ve yeşilin bir ovanın, her şey, herkes senin yüzün? Nasıldır tadı bir yerlerde olmanın ama hiç bulunamamanın?
Nasıldır bilemezsin.
*
Bazen bir ahenge çalar gözlerinin rengi. Uzun güzel kipriklerin, buğulandırır bakışlarını. Bazen olman gereken yerde ve olduğun kadar güzelsin. Varılmaz yapar sana çıkılan yolculuklarımı güzelliğin. Yine de gemileri yakılmış yolculuklara cesaret verir.
Hem yolları hem de yılları kendimle paylaşırken, kendime bile anlatamadığım oluyor seni. Hep  birşeylere benzetiyorum o zaman. Ama olmuyor.
Sonra benzettiklerini beğenmiyorum, yine seni en çok sana benzetiyorum.
Mesela; dünyayı hiçe sayan bir güzelliğe benzettim seni bu sabah. Derinliklerini gökyüzünün, koyuluğunu okyanusların, en yoğun orman yeşilini, yıllarca özlediğin ve döndüğün kendi vatanının kendi toprağını hiçe sayan bir güzelliğe benzettim seni.
Olmadı.
Ve benzettiğim nice güzellik senin yerini tutmadı.
Erişilmez misin? Olma!
Bir sevda masalında mutlu son, nasıl ki insan icadıysa, sen söylediklerime bakma, Veysel Usta gibi aslında.
Ben seni sevmesem, güzelliğin on para.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder