Zaman kendi döngüsüyle bizi sersemletici bir rüzgar gibi, hoyratça sürükler yaşamın içinde.
Oysa en çok yaptığmız şeydir yaşamak ama en az kalıcı olandır. Nasıl sıfırdan başlarsak yaşamaya, yaşadıkça yine sıfıra yaklaşırız.
Bu nedenle önemlidir hisler, hissedilenler. Biriktirilenler, yarına bırakılanlar…
*
Bir aşk mesela.
Bazen bir şiirin içinde hissedersin kendini, aynı şiire başka bir kalp daha sığdırarak üstelik. Sonunu bilmeden yazmaya başladığın bir şiirdir bu.
Zaman geçer, şiir yazılır hatta belki biter! Yeniden başlar, kim bilir!?
Hayalleri yarım kalmış çocuk heyecanı gibi, yarım da kalırsın çoğu zaman.
Hayat yeniden başlamaz ama bu kez sen sıfırdan başlarsın.
Yeniden bir kalpte hayat bulurken, yine, gökyüzünü bir çift göze doldurmuşçasına ışıldar bakışların.
Derken zaman geçer. O bunu hep yapar.
*
Mesela bir ilkokulda, ardarda duruyoruz bir sırada. Ya da ne bileyim belki aynı parkın salıncaklarında yan yana sallıyor annelerimiz bizi.
Sonra zaman giriyor araya, yine ve daima.
Şimdi burada bu zamandayız ama koca bir geçmiş, ömrümüzden eksildi. Bugün yeniden karşılaşsak, yerine koysak geçen tüm zamanı, tamamlanmaz yine de.
Ne olurdu o sırada dönüp arkana baksaydın veya sallanırken salıncakta, başımı çevirip sol yanıma baksaydım!
Kim bilir girmezdi o zaman, zaman.
Ya da seni değil kendimi kandırıyorum belki de, yas tutmamak için yaşanamayana.
Sesli makale: http://snd.sc/1d9aKmk
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder