17 Haziran 2013 Pazartesi
Değerli dost Jafar Panahi;
Sana dost diye hitap ediyorum. Çünkü dünyanın bir yerinde ülkesinin daha özgür, daha aydınlık, daha refah bir geleceğe erişmesi için gayret eden her insan gerçek bir dosttur. Kendi halkının dostu, dünyanın dostudur.
Sevgili dost Jafar Panahi, hiç tanışmıyoruz ama tıpkı insan renklerinin farksızlığı gibi ya da ırkların kardeşliği gibi, her insanın dili, dini, rengi farklı olsa da, aynı acıları yaşayabileceği ya da mutlulukları tadabileceği gibi, mahkumiyetinin acısını paylaşıyorum. İnsanlık adına sana yapılan zulmü ve özgürlüğüne, hatta üretimine getirilen engelleri bir yandan kınıyor, bir yandansa bu ayıbı bir mektupla bir kez daha haykırmak istiyorum.
Ülkelerin aydınları birçok kez özgürlükleri pahasına özgürlük mücadelesi verirler. Bu kutsal bir mücadeledir.
*
Değerli dost; sen de kendi ülkenin, İran’ın daha özgür, daha aydınlık yarınları olmasını istiyorsun. Sırf bu nedenle hayallerin var. Oysa iyiler kadar, kötüler de iş başında. Tüm insanlık tarihi boyunca olduğu gibi. Gönül ister ki, dünyada yaşayan tüm insanlar hep aynı renk gözyaşı akıttıkları gibi, hep aynı şartlarda ve haklarda yaşasınlar. Ancak bu, değerli bir mücadele vermeden olmuyor. Sen de bu değerli mücadeleyi veren, kendi ülkesinin geleceğini hayal eden birisisin.
Sana ne ceza verilmişse, dünyanın bir yerinde özgürlük mücadelesinde olan herkese verilmiş demektir. Çünkü, bir yerde mücadele varsa, bu mücadele özgür ve aydınlık bir hayat hakkı içinse, dünyadaki tüm haklar içindir.
*
Sevgili Jafar Panahi, sen bu mücadelenin bedelini özgürlüğünle ödemiş görünebilirsin. Ya da sen bu mücadeleye devam etme diye, film çekmen hatta senaryo yazman da engellenmiş olabilir. Ama gerçek olan, senin mücadelenin kendilerinin de geleceği için olduğunu anlamayan idarecilerin akıllarındaki hapisliklerdir. Gerçek olan, sana ait olan hayallerinin, gerekirse bizlerin, dünyadaki tüm insanların özgürlüklerine inanan sanatçıların film çekebileceği ve romanlara, şarkılara aktarabileceğidir. Yalnız değilsin.
*
Hakikat, ona kavuşmak için mücadele edenin hak ettiği bir hedeftir. Sen tüm toplumunun hakikati hak etmesi için mücadele verdin. Özgürlüklerin kısıtlansa da şimdi sıra, dünyadaki herkes için ve senin için bizim mücadele etmemizdedir. Hep birlikte bilmeliyiz ki bizler, nerede ve ne şekilde dünyaya geldiğimize bakılmaksızın, eşit olarak yaratılan, yaşama özgürlüğünü ve mutlu olmayı sürdürme gibi temel haklarımızı Allah tarafından edindik. Bu hakların hiçbiri devredilemez, vazgeçilemez haklardır. Bu hakların sürdürülmesini sağlamak ve korumak ise ülkeyi yönetenlerin sorumluluğundadır. Eğer yönetimler bunu sağlamak yeterliliğinde değillerse ya da bilerek ve isteyerek, sırf kendi menfaatleri için bunu sağlamıyorlarsa, bu tür yönetimleri değiştirme ya da ortadan kaldırma hakkı, yalnız ve yalnız halkındır. Halkların bu bilince erişmesi için aydınlanarak, kendini kötü yöneteni yönetimden alma gücünün kendinde olduğunu bilmesi gerekir. Bu farkındalığı sağlayacak olanlar ise sanatçılar ve aydınlardır.
O aydınlar ki, fikirlerini, kanaatlerini ifade etmekte suçlanmamalı, aksine ifadelerini özgürce yayma hakkına sahip olmalıdır. Kaldı ki, ülkesine, aydınlık ve demokratik bir gelecek gelmesinden başka bir niyeti olmayan, senin gibi aydınların özgürlüğüne engel olunması kabul edilemez bir durum, baskıcı, gerici ve affedilemez bir zulümdür. Dünya da buna tepkilidir.
Tüm insanlığın haklarını, eşit ve ortak bir şekle çeviren ve koruyan “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nin 19’uncu maddesi bu hürriyeti şu şekilde düzenlemektedir:
“Her ferdin fikir ve ifade hürriyetine hakkı vardır. Bu hak, fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzu bahis olmaksızın malumat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını gerektirir.”
Umudum o dur ki, senin de mücadelenle İran, er ya da geç bu hakları halkına tanıyacak cesarete ve yüreğe sahip bir yönetime kavuşacaktır. Tarih bu başarılarla doludur.
*
Değerli dost; sevgili Jafar Panahi, Küba Devrimi’nin efsane lideri Fidel Castro’nun 1953 yılındaki tutuklanması sonrası, aynı yıl yargılanma sürecinde, halk düşmanı aşağılık Batista rejimine karşı yaptığı tarihi savunmasının son sözlerini hatırlayalım: “ZARARI YOK, BENİ MAHKUM EDİNİZ, LA HISTORIA ME ABSOZVERA” (Tarih beni beraat edecektir.)
Oysa sen sevgili Jafar Panahi, gönlümüzde hiç mahkum olmadın. Esas mahkum olanlar, halkına hak vermekten korkan korkaklardır!
Ferhat Atik
Yazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder