12 Şubat 2013 Salı
Sınırsızlık
Bir çok coğrafyada devletler, gerek dinlerin, gerek ailelerin ya da okul gibi diğer kolluk güçlerinin geliştirdiği hatta yasaların düzenleyip yasakladığı veya toplumsal kuralların denetlediği denetimler, zayıflamaktadır. Yaşanması doğru olanla yanlış olan, diğer bir değişle yaşanmasına izin verilenle yasaklanan arasındaki önemli sınır gün günden öte, incelmekte ve yok olmağa ilerlemektedir.
Devletler ayrı ayrı coğrafyalarda, kendi sınırlarının içerisinde kurallar uygulasa da, artık çağımızda hep birlikte yaşıyoruz. Milyarlarca birey aynı televizyon programını izleyip, aynı internet sitelerinde paylaşımlar yapıyor, aynı müziklerle eğlenip aynı sanatçıları beğeniyor. İnsanlar aynı modayı takip edip, aynı şeyleri yiyip içiyor, aynı gezegenin etkilerinden etkilenip, aynı hastalıklara yakalanıyor.
Aslında artık sınırlar sadece ‘henüz kaldırılamadığı için varlar’. Oysa gerçekte o sınırlar yok.
Bu sınırsızlık, yaşamın gündeliğine de indirgenirken, gelecek dürtüsünden yoksun toplumlar günü, yarın hiç olmayacakmış gibi yaşıyor ve toplum kültürlerini miras bıraktıklarını unutuyorlar.
Coğrafyaları aşan bu global sınırsızlık özgürlüklere yansıdıkça, iyi ile kötü arasındaki çizgi de inceliyor. Bu da daha çok, kötünün iyi gibi algılanması ve meşrulaşması anlamını taşıyor.
*
Devletlerin sınır çizgileri; bu sınırlar akıllardan silindikçe, tüm gezegenin ortak yaşadıkları hızla arttıkça, yok olmağa mahkum olacaktır. Ancak aynı sınırsızlık toplumların yaşamlarına bir virüs gibi yayıldıkça, özgürlüklerin zarar görmesi gündeme gelecektir. Oysa, özgürlüklerin de sınırları olduğu bilinmelidir.
Daha da önemlisi, esas olan, sınırsız özgürlüğün, özgürlük kavramının sonunu getireceğidir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder