15 Şubat 2013 Cuma

Ne güzel ülke

Kadıköy’de bir cadde. Caddede bastonu yardımı ile ağır ağır ilerleyen adama 10-15 metre uzaktaki iki genç şaşkınlık ve heyecanla bakmaktadır. Biri diğerine “gördün mü bu Fazıl Hüsnü Dağlarca, şansa bak senin de şiir kitabın çıktı, hadi gidelim de tanış” der. Heyecanla ünlü şaire doğru ilerlerler. İlk defa görmenin heyecanı içinde olan gençlerden kitabı çıkan, şairin koluna girip, “hocam merhabalar, nasılsınız” diye sorar. Kalın gözlük camının arasından sertçe bakan şair. Elindeki bastonun yardımıyla genci itiyor. Ve hemen ardından “Kimsin sen” diye sorar. Gen “şairim” der. Ünlü şair bu cevabın ardından bastonunu kaldırdığı gibi gencin kafasına geçirir. Neye uğradığını şaşıran genç “hocam, özür dilerim, ben…” diye özre kalkışsa da ünlü şair “ben 100 yaşına gelsem şairim demem kendime, **ktir git! ” diye bağırarak bastonuyla bir daha vurur. Çok öfkelidir. Ardından yavaşça ama bağıra çağıra uzaklaşır. Gençler arkasından öylece bakakalırlar… * Aradan uzun zaman geçer. Ünlü şairin ölümünden iki ay önce, aynı genç kendisini ziyaretine gider. Kadıköy’deki evinde uzun uzun sohbet ederler. Usta şair o günle ilgili duygularını anlatır: “Şairlik halim selimliktir. Bu halk var ya, kişilik sakatlığı yaşıyor, şiirden ne anlar, ben ne diyorum ki... Sen şairsen bir namazın en önemli rekatındasındır yazarken. Sana açıkça bir şey ifade edeyim: Artık dünya üzerinde şiirin pek önemi kalmadı. Bu çağın getirdiği bir durum. Biz şiirle yazışırdık. Yazdığımız şiirler merak edilirdi, elden ele dolaşır okunurdu. Şimdi böyle bir dünya yok… Samimi olmam gerekirse, sinemayla uğraş. Şiir yazma demiyorum ama pek ehemmiyet arz etmeyecektir. En geçerlisi bu.” * Bu gerçek hikayeyi ve daha bir çoğunu, Ayhan Bozkurt’un kitabından okuyabilirsiniz. Usta şairin kaleminde bir şiiri sizinle paylaşırken, özellikle ‘herkesin kolaylıkla her şey olabildiği sevgili ülkeme’ ithaf etmek istedim, müsaadenizle. “Nereye, ey göz yaşlarımın sıcaklığı, ki başka birisi yok beni duyan. Rüyalar nereye gidiyor, anlamıyorum ve sen nereye gidiyorsun, hatıralardan.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder