26 Şubat 2013 Salı
Anlamak istersen eğer!
Ne siyasetine ne de siyasetçisine bakacaksın bir milletin.
Bakmak istersen eğer derinine, anlamak istersen bir milleti, onun önce tarihine bile bakmaya lüzum yok!
Şairine, şiirine, yazarına, hikayesine, resmine, ressamına bakacaksın en çok. Ya da tiyatrosuna, tiyatrocusuna bakacaksın. Hatta en çok şarkısına bakacaksın bir milleti anlamak istersen eğer.
Siyasetçi ne ki? Gelip geçici...
*
Bu nedenle sevdim Anadolu insanının yıllarca. Belki de Nazım’ı sevdiğim gibi. Nazım’ı sevdiğim için. Çünkü kendi devrinin ne siyasetçisi var artık ortada ne de siyaseti. Tarihi tartışılırken bile siyaset hakkındaki değerlendirmeler ikircikli.
Ama ya türküsü, ya şiiri!
*
Sıradan bir şiir okuması değil bu. Bir milleti tanıma, tanımlara kavuşturma sanatı...
Derdine tasasına ortak olmak, isyanına ses vermek gibi...
Tam da bu nedenle bir paylaşım daha yapalım Nazım’dan... Hep birlikte, kendi şiirimizi, kendi şairimizi de unutmadan, siyasete bulaştırmadan... * Bir ağaç var içimde fidesini getirmişim güneşten. Salınır yaprakları ateş balıkları gibi yemişleri kuşlar gibi ötüşür. Yolcular füzelerden çoktan indi içimdeki yıldıza. Düşümde işittiğim dille konuşuyorlar, komuta, böbürlenme, yalvarıp yakarma yok. İçimde ak bir yol var. Karıncalar buğday taneleriyle bayram çığlıklarıyla kamyonlar gelir geçer ama yasak, geçemez cenaze arabası. İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman. Ama bugün cumaymış, yarın cumartesiymiş, çoğum gitmiş de azım kalmış, umurumda değil...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder