7 Ocak 2013 Pazartesi
Üstüne alınmalı insan olan
Hiç gönlümden düşürmedim ki, sadece bir yazıya başlamış olayım.
Yazıya Nazım’la başlamak; sadece Nazım’ı anmak, hatırlamak, ona adanan onlarca yazıdan birini daha yaşama sunmak değil...
Bir eleştiri, bir protesto, bir hatırlatma, bir uyanış... Duygu, düşünce, hayal, umut gibi... Zaman zaman aşk, yaşam hatta yurtseverlik gibi Sadece bir şiirini okumak değil...
*
Toplumcu gerçekçilik yazın akımını formülleştiren Maksim Gorki, 1934 yılında Birinci Sovyet Yazarlar Birliği Kongresi’nde yaptığı konuşmada, toplumcu gerçekçi yazarlara folklordan yararlanmalarını önermişti. Yazarlar, böylece eserleri için gerekli olan malzemeyi folklorda rahatça bulabilecek ve eserlerini olumlu kahraman tipleriyle besleyebilecekti. Bu kongreden sonra Sovyet Komünist Partisi’nin sanat anlayışı olarak belirlenen toplumcu gerçekçilik, Sovyetlerde olduğu gibi dünyada da resim, edebiyat ve sinema gibi birçok sanat dalında eser veren sanatçı bu önemli formülü halka ve zamana sundu.
İşte Nazım Hikmet, bu formülle satırlarında dünyayı dize getirdi...
Yazıya Nazım’la başlamak, bu nedenle çok şeydir... Onu “okumak ve anlamak” gibi...
*
Akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. Serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin. Midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat. Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. [...] Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılı verirsin hemen ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, hani şu derya içre olup deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf. Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin, — demeğe de dilim varmıyor ama — kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!
*
[...] Telif hakkı nedeniyle yazılmamıştır. Yazarın orijinal kitabından okumanızı öneririm.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder