3 Ekim 2012 Çarşamba

Bu yolculuk kaçınılmaz


Çok mu insan ölüyor, ben mi çok büyüdüm artık. 40’larda artarmış kaybettiklerimiz. Doğruymuş. Aslında kendi yaşımızın da ilerlemesinin sonucu bu. Daha çok tanıdığımız oluyor ve kaybetme olasılığı da artıyor her birini. Ne yazık ki böyle ama gerçek bu.
Bazen anlamayız, zamanın nasıl akıp gittiğini. Hatta onun durup da önünden bizim nasıl akıp gittiğimizi. İnsan her yaşta yapabileceklerini fazla yapamayacaklarını az sanır. Aslında yaş aldıkça bu tam tersidir.
İnsan yaşı ilerledikçe çok şeyi yapamamaya ve az şeyi yapmaya başlar. Hatıraları artar hedefleri azalır.
Bunu ısrarla anlamamıza da bazı soru cevaplar yardımcı olur.
Mesela hayatınızdaki bütün masraflarınızı artık kendiniz karşılamak zorundaysanız yaş eski yaş değil demektir. Ya da mesela sabah 08:00 artık çok erken değilse ya da
en favori şarkılarınız radyoların nostalji programlarında çalıyorsa anlamak gerekir ki yaş ilerlemiştir.
Hele hele arkadaşlarınız artık, çıkmak ve ayrılmak yerine, evlenip boşanıyorlarsa, lise öğrencileri hakkında konuşurken onlardan çocuk diye bahsediyorsanız yine bazen bir cümleye “benim zamanımda...” diye başlıyorsanız yaştaki ilerleyiş kemale doğrudur bilmelisiniz.
Bunlara rağmen ikna olmayanlara da ikna cümlelerimiz var elbette.
Mesela tanıdığınız liseliler, Tiananmen Meydanı’ndan ve Berlin Duvarı’ndan habersizseler, E.T. onlar için teknoloji yoksunu bir filmse hatta haberleri yoksa, ya da ülkemizden bahsedecek olursak, “Altıparmak”, “Aynalı”, “Çoronik” gibi lakaplar ve temsil ettiği insanlar bir şey ifade etmiyorsa yaşa olan yolculuğunuz son sürati aldı demektir.
*
Yaş almak kötü gibi anlatılmış olabilir ama öyle değil aslında. Bu sadece yüzleşmeyi anlatmaya çalışan bir makale. Yoksa yaşamın yolculuğunda yeni duraklar yeni deneyimlerle gelir.
Biriktirdiğimiz insanlar, anılar, zamanlar geçmiş olsalar da yüzümüzü gülümsetirler ve bıraktığımız izler bizleri yaşatırlar.
Çok da kötü bir şey değildir yaş almak. Yeter ki her yaş sağlık ve huzur getirsin.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder