20 Ağustos 2012 Pazartesi

İyi ve kötü

Leonardo da Vinci sanat literatürüne, ‘son yemek’ veya ‘İsa’nın son yemeği’ adı ile giren, orjinal adı “The Last Supper” olan önemli bir eser bırakmıştır. Sanırım herkes resmi hayal edebilir şu an. Resmin birde öyküsü var elbette. İçerisinden yaşama dair önemli ipuçlarının yakalanabileceği bir öykü. Da Vinci, ‘son yemek’ isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaşır. ‘İyi’yi, İsa’nın bedeninde, ‘kötü’yü de, İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundadır. Resmin bu duyguları ifade edebilmesi için, çok hassaslaşır. Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başlar. Uzun arayışlardan sonar bir gün, bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark eder. Onu, poz vermesi için atölyesine davet edip, sayısız eskiz çizer. Adamın yüzündeki inancı, sevgiyi, şefkati dilediği gibi resme yerleştirmiş ve İsa için düşündüğü ‘iyi’ kavramına ulaşmanın gönül rahatlığı içerisindedir. Çünkü ‘iyi’yi çizeceği en iyi modeli bulmuştur. Fakat Yahuda’ya yerleştireceği kötü kavramı için model arayışı umutsuzlukla tıkanmış, çünkü bulunamamıştır. Aradan 3 yıl geçer. ‘Son Yemek’ neredeyse tamamlanmış ancak, Leonardo da Vinci henüz, Yahuda için kullanacağı ve ‘kötü’yü tasvir edecek bir model bulunamamıştır. Çalıştığı kilisenin kardinali, resmin bir an önce bitirilmesi için ressamı sıkıştırmaya başlar. Tüm bu arayışlardan sonra, vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam bulur. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda, kaldırım kenarına yığılmış bir berduştur. Fakat ressam için kötüyü ifade edecek en iyi modeldir. Yardımcıları, adamı güçlüklede olsa kiliseye taşırlar. Çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştır. Kiliseye varınca, adamın toparlanıp model olması sağlanır. Adam, alkolden dolayı ne yaptığının bile farkında değildir. Da Vinci, adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği, kötülüğü resme geçirir. Bundan da çok mutludur. Çünkü önceden bulduğu ‘iyi’ kadar ‘kötü’ de kavram olarak resme tam yerleşmiştir. İşini bitirdiğinde, geçen sürede sarhoşluğun etkisinden kurtulan adam, gözlerini açar ve bu harika duvar resmini görür. Dakikalarca resme bakarak, şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle: “Ben bu resmi daha önce gördüm” der. Da Vinci, resmin kimseye henüz gösterilmediğini söyleyip, adamı sarhoşlukla suçlar. Adam ısrar eder. Da Vinci de, ne zaman ve nerde gördüğünü sorar. Adam, “3 yıl önce” der ve ekler. “Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce, o sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni, İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti”. ‘The Last Supper’ bu anektodla sonlanır. * “İyi ve Kötü” yaşamın arayışı, kaçışı, sığınması. Oysa, iyi ve kötünün yüzü aslında hep aynı. Sadece her şey, insanın yoluna ne zaman çıktığına bağlı!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder