19 Ağustos 2012 Pazar

Bu bayram da eksiğim!

Son bayramı ne kadar eksik geçirdiğimi hatırladım. Geçtiğimiz bayramdan kısa süre önce Muallim’i Doğan Harman’ı kaybetmiştim. Bu beni eksiltmişti. Şimdi düşünyorum da hala tamamlanmadım. Tamamlanacağımı da sanmam. Gönül dostluğu kalplerin birbirine dokunmasıdır bir bakıma. Biri çekilince diğeri eksik kalır. Allah dostları için de bu geçerli elbette. Dışarıya pek sızdırmasak da, o benim uzun yıllardır çok yakın bir dostumdu. * Bunları düşünüp aslında Muallim’i özlediğimi aklımdan geçirirken, ölü insanların sosyal medyası nasıl diye düşündüm ve FaceBook’ta Doğan Harman’ın sayfasına girdim. Onun üzerinden kendisini anmak üzere... İlk arkadaş olduğu kişi kardeşim Rasıh. Çok sayıda değil arkadaşı. Kaldı ki “dostu çok daha az biri de sen“ demişli eşi Lena ölümünden sonra, segili dostum Vatan’la kendisini ziyaret ettiğimiz sırada. Sayfaya bakarsanız aslında benim işgalim altında. Yazılarımı okumak istemesine rağmen, arayıp bulmaya usandığı için bu yolu belirlemiştik çünkü. Her gün yazılarımı onun sayfasında da paylaşıyordum. O yazıların üzerinde gün olur saatlerce konuşurduk. Sonra ilerledikçe doğum günü kutlamaları, keyifli diyaloglar çıktı karşıma. Bir yerinde arkadaşına şunu yazmış: “Bu Türkmen bey acayip adam ağnadın mı. Yarın bir Kıbrıslı alırsan devamını okursun. İş büyük adam milleti haraca kesmiş ağnadın mı. Mahmut biz Kıbrıslıyız diyor. ahat am olması için başka türlü söylemeli diye düşünürüm. Dedem Kel hasan GIBRIZLIYIZ derdi ağnadın mı. Geçen gün Şeyh Nazım’a gittim o da GIBRIZLI der. Bu gidişinan biz gazetenin adını değiştirip GIBRIZLI koyacağız.“ Kısa ama içten çeşitli diyaloglar daha çıkıyor ilerledikçe karşıma. Sayfasında yayınladığım son yazı çıkıyor. Sanki de manidar. Bana ait okuduğu ve gece boyunca üzerinde konuştuğumuz yazımın başlığı “Yarın yok ki!“ Bu yazının esin kaynağı da daha önceki günlerde yaptığımız başka bir sohbet nedeniyle yine kendisi üstelik. Sonra, sabahında mesajlaştığım önceki akşamında telefonda bir saate yakın konuştuğum Muallim’e benim bıraktığım bir not çarpıyor gözüme. “N'aptın be muallim? :'(“ Tarih ve saati ise 27 Ekim 2011, 13:47 Cenazeden döndüğüm zaman. Sonrasında ise kendi sayfasında paylaştığım son yazım, yine birlikte çalıştığımız yüzlerce günden, yüzlerce konudan biri... Sahi ne oluyor ölü insanların sosyal medyadaki sayfaları? Hayat boyu kalıp bize bu güzel insanları mı hatırlatıyor? Sanal bile olsa her şey geride bırakılıyor! * Sevgili Muallim’i ve herkesin, bu bayrama birlikte giremediği yakınalarını rahmetle anarım. Mekanları cennet olsun. Ramazan Bayramı’nız hayırlı olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder