25 Ağustos 2012 Cumartesi

İki yaşam tanımı

Beklemek Ben bir hayatın tüm acılarından geldim. Kırk mevsim bekledim bir tek baharı. Ne sevinçler tükettim mutluluk arayışında. Nice çağlarını bıraktım geride, çıktığım bitimsiz yolculukların... Ayrılıklarla doldurdum yüreğimi gün günden öte... Yolun, hayat bitmeden bitmediğini anladım... Gün oldu, bir gökkuşağının altından geçtim, gün oldu, bir yıldızın karanlığa isyanına şahit oldum. Gün oldu, yemyeşil çayırlarda, çocuk oldum. Gün oldu, yılları kendi yıllarına ekleyen bir dağın en zirvesinde buldum, güneşe uzanma felsefesiyle güzelleşen bir kardeleni... Ben hayatın dört mevsiminden geldim. Bir acıyı bir sevgiyi biriktirip sonra azadeden bir çağdan geldim. Seveceksen acıya da katlanacak kadar yüreğin olmalı. Sevdinmi, aşkın tüm zamanlarında gezeceksin. Çocuk bahçeleri kurulmalı yüreğine. Mutlu çocuk yüzlerinde görmelisin salıncakları... Ayrıldınmı, çıkarıp kor ateşe atılmışçasına canı yanmalı kalbinin. Acılara yenilmeden yüreğin, ne ayak izin kalmalı bir gökkuşağında, ne de ardında özlemi olma yıldızların... Bir tek, bir tek kardelene dokunasın gelmeli birkaç yaşamda. Dokunmak ama koparmadan... Ya bunu bulmalısın ya da beklemelisin bir hayatı. * Ayrılık Birlikte geçtiğin yolların şimdi büyük geldiğini anlarsın. Nafile, çalan tüm kapılar o değildir artık. Bir bahar başı olsun gidişi ya da kış, hiç farketmez... Şimdi bir mevsim değil koca bir hayat vardır ara giren. Ayrılıktan ağlarsın. Aşkın tüm çağlarına kapanır ağlarsın. Bir sokakatan bir tabelaya, bir duygudan bir kelimeye herşey o’dur, ama o yoktur. Nice beklentilerin gölgesine sığınıp, yazılmamış bir notada veya bestelenen her şarkıda o’nu ararsın... Konuşamadıklarının tenhalığında, yaşadıkların değil yaşayamadıkların acıtır yüreğini. Bir beraberliğin takvim tutmazlığından şikayet ederken, bir ayrılıktan geriye hiç bir şey kalmadığını anlarsın. Hangi mevsimde ayrılırsan ayrıl, ardından Kış gelir... Kimsesizliğinin, yalnızlığının, zamana bir yaşamı daha bırakmanı öneren seslerin, içindeki boşluğun sessizliğinin Kış’ı... Kaleme sarılırsın, kalemin kağıda yazası gelmez, bir şarkı mırıldanırsın sonu hep ayrılıkla biten, her hikayede kendini bulduğun ve buldukça kaybolduğun acılar yaşarsın... Ayrılıktır bu, bunu ancak ayrılınca anlarsın. Ne dostlara sarılmak, ne kitaplara, ne arkadaş aramak, ne de zaman dindiriri içindeki fırtınayı. Herşeye, tutup sıfırdan da başlayamazsın. Gün gelir bir gün, başka bir mevsim, başka bir takvimde, o eski ağrı dindi sanırsın. Oysa gözyaşlarının bittiği, unuttuğunu sandığın bir yerde, içindeki boşluk dolmaz, aslında sen azalırsın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder