27 Temmuz 2012 Cuma

Şiddetin cinsiyeti nedir?

Önceki gün FaceBook hesabıma bir arkadaşımdan bir fotoğraf geldi. Lacivert ve turuncu renkler taşıyan bir kurdele fotoğrafı ve hemen altında şu yazı: “Bu rozet Kadın ve kız çocuklarına karşı şiddete SON demenin sembolü olsun. Facebook sayfanıza koyun ve paylaşın. Ve UNUTMAYIN HER AYIN 25’i TURUNCU giyip KADIN VE KIZ ÇOCUĞUNA KARŞI ŞİDDETE HAYIR deyiniz.” Öncelikle bunu yazmakla bu konuya duyarlılık gösterip paylaşmayı hedefledim. Bunu belirtmek isterim. Ve ardından bir eleştiri getireceğim. Bu konuda derinlikli bir sosyal araştırmam ya da lisansım yok. Ancak ilk bakışta aşikarca bir cinsiyet ayrımı yapıldığını görmek mümkün. Sadece kadın dense -bunu da kabul etmesem de- anlarım. Ancak kız çocuğu deyince bunu anlamam mümkün değil. Hele hele konu şiddet ve çocuk ise burada bir cinsiyet ayrımı yapmanın doğru olmadığı kanaatindeyim. Kaldı ki konu şiddet ise hiç bir ayrım yapmamanın gerekliliğini savunuyorum. Erkeğin şiddet uyguladığı ön algısı neticesinde oluşan bu figür sosyal deneyimlere bakıldığında meşru bir duruş sergileyebilir. Ancak konu şiddet ve çocuk olunca benzer ön algıların kullanılması ya da erkek çocukların ayrı tutulması kabul edilir değil, akıl işi değil! Kadın ve çocuk denemez miydi? Doğrudan şiddete karşı bir kampanya olamaz mıydı? Yıllarca Vietnam’da, Cezair’de, Kosova’da, Çeçenistan’da, Darfur’da, Ruanda’da, Afganistan’da, Irak’ta, İsrail nedeniyle Filistin topraklarında, kendi geçmişimizde Kıbrıs’ta, şimdilerde Suriye’de olup bitenler, erkek çocuklara karşı şiddet içermedi mi? Sosyal olarak yaşamın güncesinde erkek çocuklar, bu konuda mağdur olmuyor mu? Bu, hangi aklın ürünüdür böyle. UNDP (United Nations Development Programme) kampanyası olduğu belirtilen bu kampanyanın altından bakın yine Birleşmiş Milletler çıktı! Dünkü yazımı hatırlarsanız BM konusunda bazı kanallarının gereksizliğini sorgulamıştım. Daha o yazının klavye sesleri dinmeden BM’nin bir başka kanadı, başka bir rasyonel görünmeyen kampanya yapıyor. Bu kampanyayı, minimum noktasında bile olsa şiddete karşı durulması bilinci ile destekliyorum elbette. Ancak eksikliği ve söylem pratiğindeki hata konusundaki kanaatimi de bu vesile ile vurgulamak istedim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder