7 Eylül 2010 Salı

Seks objesi kadın, tüketilen erkek -2-

Ferhat Atik
ferhat@cypruscenter.com

Dün yaznının il kısmında da bahsettiğim gibi kadın ve erkek arasındaki farklılıkları biri leyhine öne çıkaran teorileri her zaman eleştirmişimdir.
Cinsiyetten yola çıkarak taraf olma ve karşı tarafı ötekileştirme fikirlerinin tamamında empati kuramama, kompleks ve hoşgörüsüzlük öncelikleri olduğu görülebilir.
Bu ayrımların saptama noktalarına bakmaya devam edersek, güncel örneklerle beslenen iki karşıt cinsiyet teorisinin birleşme ve çatışma noktalarının da farkındalığına ulaşabiliriz.
Feminizmin bunca bilinmesine rağmen erkek hakları ile ilgilenen maskülizmin neredeyse hiç bilinmemesi, yaşanmakta olan aşırılıkların ve aşırılığın doğurduğu dengesizliği ortaya koyan örneklerdendir.
Kaldı ki medya yoluyla, tek tüketici erkekmişçesine kadını bir seks objesi olarak tüketiciye sunma ve cinsel dürtü yaratacak şekilde ürün tanıtımına ‘al beni’ yaratma gayreti de bir satış çabası olmaktan çok, kadına yönelik yaratılan aşırılığın doğurduğu diğer bir dengesizlik belirtisidir.
*
Feminzmin etkileri sonucu erkek haklarının hiçe sayıldığını vurgulayan bazı maskülistler, üniversitelerde “Kadın Araştırmaları” şeklindeki yanlış yönlendirici bir başlık altında feminist ideolojinin öğretildiğini öne sürmektedirler.
Bazı Kadın Araştırmaları kurslarında “masküliniteler” tartışılmakla birlikte çoğu maskülist bu kurslarda erkeklere saldırıldığını ve feminist perspektiflerin ötesinde bir şey öğretilmediğini iddia etmektedirler.
Maskülistler arasındaki en büyük anlaşmazlık noktası cinsiyet rollerine ilişkin dini yasaklarla ilgilidir. Yine bazı maskülistler erkeğin genel liderlik rolünü desteklemekteyken diğer bazı maskülistler cinsiyetler arası izafi bir eşitlik öne sürmektedirler.
Maskülizm terimi ve erkek hakları hareketi birbiri yerine kullanılabilen kavramlardır, ancak bu, erkek hakları hareketi içindeki çoğu cinsiyete karşı nötr ve hümanist grupların varlığını gözardı etme sonucunu doğurabilmektedir.
Erkek hakları hareketi içindeki liberaller maskülizm terimini hareketin içindeki muhafazakar kolu tanımlamakta kullanmaktadır. Yine de, liberal ve eski feminist yazar Warren Farrell de kendisini maskülist olarak tanımlamaktadır. Warren Farrell feminizmin aşırılıklarını ve ütopik arayışlarını haksızlık olarak değerlendiren ve son durak olarak maskülizmde karar kılan bir yazardır.
Maskülistler arasında bir başka anlaşmazlık konusu sekülarizm ve dindir. Hareketin içindeki muhafazakar kanat kadın konusuna dini bir perspektiften yaklaşırken liberal kanat ise cinsiyet konusunda daha nötr bir tutumu tercih etmektedir. Kimileri bu her iki kanadın arasında yalnızca dinamikler açısından farklılık bulunduğunu ancak hareketin hedefleri konusunda genel bir uzlaşma olduğunu öne sürmektedirler.
“İzm”lerin toplumsal yaşamın akışkanlığına katkıda bulunduğunu söylemek mümkündür. Ancak birr “izm”, taşıdığı misyondan kopup, aşırılık içeren bencil liderlik cuntasıyla kendini diğer düşünce alt yapılarına ters düşecek kadar uçurumlarla toplumdan ayırdıkça, yandaşları daha radikal, dilleri daha sivri ve zararaları daha çok olan bir kalıcı yapıya bürünürler.
Öteki düşüncenin mümkünse yok olması, herkesin saece kendi savundukları “izm”in peşinden koşarak aynı düşünden olması gibi ütopik beklentilerin anlamsızlığını ortaya çıkaran en temel iki karşıt düşünce, feminzm ve maskülizmdir.
Her iki teorinin içlerindeki aşırıları nedeniyle birbirlerine kendi düşüncelerini benimsetme gayreti bulunsa da, temel cinsiyetleri nedeniyle bunun mümkün olamayacağı gerçeği, düşünce farklılıklarının olması gerekliliği üzerine en iyi ve en temel örnektirler. Herkesin sadece tek düşüncede olmasının dünya için ne denli çirkin ve çekilmez bir yapı olabileceğini bilmek, hazır varken, tüm “izm”leri hoşgörü ve radikalleşmeden yaşamak ve kendi düşüncemizde olmayanları anlamaya çalışmak kaçınılmazdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder