7 Eylül 2010 Salı

Modern zamanların sansürü

Ferhat Atik
ferhat@cypruscenter.com

Medya organlarının devlet/hükümet reklamlarıyla sansürlenmesi dünya için olmasa da bizler için henüz yeni bir kavram. Hemen her ülkede bu süreç, ancak yaşandıktan sonra algılanabiliyor. Zararlarının geri dönüşü ise çok zor. Devlet teşkilatları medya organlarına, reklamlar, tanıtımlar, ilanlar verirler. Sağlanan bu kaynağın süreklilik içermesinin sonucunda, doğrudan sansür hedefi güdülmese bile, yayıncı kuruluşlar, bu maddi kaynağı, karşılarına almaktan çekinirler. Her bir medya kurumu, kendi kendine ne kadar yeterli ise, bu girdaptan o kadar az zarar görür. Toplum ise, her koşulda çok zarar görür. Çünkü biliriz ki medya, yurttaşlar adına, bağımsız ve tarafsız bir denetim yapması gereken mekanizmadır. Bu türden bir sansürle medya, 3 maymun olur.
*
İhtiyacını kendi karşılayamayacak maddi sıkıntıları olan kuruluşlar, neredeyse söz konusu kaynağın borazanı durumuna gelirken, maddi olarak daha güçlü olanlar ise, bu denli yanlı olmasalar da, en azından aleyhte yayın yapmamaya özen gösterirler. Bu noktada bir de karşı taraf oluşur. Kaynaktan yararlanamayan ya da dışlandığını hisseden, az aldığını düşünen diğer yayın kuruluşları. Bunlar haddinden fazla ve kasıt içeren saldırgan tavır sergilemeye başlar. Artık denge iyice bozulur. Medya görevinden iyice uzaklaşır. Çünkü, yıkıcı ve bölücü eleştiri yapmak, eleştirmemek kadar kötüdür.
*
Bizim gibi gelişimi süren medyaya sahip olan ülkelerde devlet eliyle yapılan yardıma tüm kuruluşların ihtiyacı olduğu açıktır. Ancak reklam vererek yapılan yardımın yöntemi, en nazik tanımlamasıyla, “hükümetin siyasi görüşüne ve icraatlarına karşı hassas olma” ancak gerçek ifadesiyle bir “sansür”dür.
*
Ülkemize baktığımızda, seçim dönemleri dışında kalan zamanlarda bu tür uygulamaların, yapıldığını söylemek mümkün. Seçimlerde siyasi erkin medyaya olan ihtiyacı ortadadır. Bilinmelidir ki, medya organlarının desteğe ihtiyacı vardır çünkü günümüzde savaşlar artık topla tüfekle yapılmak yerine, enformasyonla, medya ile yapılmaktadır. En güçlü olmamız gereken alanımız medya olduğundan, her türlü desteğin artırılarak sürdürülmesi kaçınılmazdır.
*
Burada önemli olan, ülkenin çok sesliliğine ve demokrasisinin daha da gelişmesine bilerek ya da bilmeyerek zarar verecek bir yöntem uygulamamaktır. Niyet sansür olsun ya da olmasın bu yöntem zarar verir. Kriterleri belirlenmiş, yasalara dayandırılan formüllerle destek olmak doğru olandır.
*
Elbette tespiti yaparken sadece eleştirmek olmaz. Formüllerinden de bahsedelim. Öncelikle yapılacak yardımın, kuruluşların gelişimini de içerecek teknik anlamda da yapılması gerekir. Bunun temel yöntemi, devlet eliyle teknik alt yapılarda iyileştirme yapılmasıdır. Maddi girdilerin artırılmasının en çarpıcı formülü ise, ülkedeki her sektörden kuruluşun, verecekleri reklamlar kadar vergiden muaf olmaları, yıl sonunda faturalı reklam harcamaları üzerinden iade almaları modelidir. Bu model kaçınılmaz başarı sağlayan modeldir. Ticari işletmeler, vergiden düşüleceği için reklam harcamalarında daha rahat olacaklar, reklamı masraf gören ilkel anlayıştan uzaklaşacaklardır. Bu yöntem uygulanmış başarılmış bir yöntem olmakla birlikte, birisinin çıkıp da sana şu kadar bana bu kadar verildi kavgasını yapmasına da engeldir.
*
Bu model, siyasi erk, “medya gücü bende olsun” demediği sürece, kolaylıkla ve hemen uygulanabilecek bir modeldir. Yeni dünya, enformasyonla aracılığı ile savaşıyor. Yerimizi hızla almamız, daha da güçlü bir medyadan geçiyor. Üstelik gökyüzümüze ambargo koymayı başaramamışlarken. Ya da henüz başaramamışlarken.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder