7 Eylül 2010 Salı

İdeal toplum hayali

Ferhat Atik
ferhat@cypruscenter.com

Dünya bu hafta, yıllardır süregelen en popüler bölgeleri yine konuşmaya devam etti. Bağdat, Darfur, Kerkük, Gazze, Kudüs, yine en yoğun haber çıkan ve hemen her haberde acı bulunan başlıklarda yerlerini aldılar. Karmaşa ifadesyile özdeşleştirilen bu bölgelere yavaş yavaş yeni, farklı bir karmaşa bölgesi daha eklendi bu hafta. Ankara. Diğerlerinden farklı olarak Ankara, sadece siyasi karmaşanın yaşandığı bir bölge olarak medyadaki yerini aldı. Türkiye’de seçimlere yaklaşıldıkça, basın yayın organları aracılığı ile halka yansıyan haberler, giderek sertleşen siyasi mücadelelerin, suçlamaların ve tartışmaların da artması anlamını taşıyor.
*
Dünya’da ve Türkiye’de hafta böyle geçerken, manşetlere ve sokak manşetlerine baktığımızda, Kıbrıs Türk halkının gündemini oluşturan başlıkların farklı olduğunu görüyoruz. Neredeyse sokaktaki insanın tamamının siyaset yaptığı, siyaset konuştuğu, siyasetle yatıp kalktığı ülkemizde bu durum hızla değişiyor. Yanıbaşımızda, ortadoğuda olup bitenleri konu bile yapmamamızın, Ankara siyaseti hakkında eskisi kadar yoğun zaman harcamamamızın altında, iç siyasetimizin medya aracılığı ile, çok ortada yaşanmasından kaynaklanan bıkkınlık yatıyor.
*
Sosyal hayatın, çevre bilincinin, kültürün, sanatın, futbol haricindeki sportif faaliyetlerin gündemimize egemen olduğu, siyasetin sadece siyasetçi, tarafından yapıldığı bir ülke hayali kuran yurttaşların sayısı hayli fazla. Önceleri baktığımızda bunun siyasetle ilgili umutsuzluk olduğunu görmek mümkündü. Oysa şimdilerde bu da değişim göstermekte. Gayretlere rağmen, umutsuzluk devam ediyor, tıkanıklıklar aşılmış değil. Ancak umutsuzluğu yavaş yavaş geride bırakan bir faktör daha var. O da ideal toplum, ideal yaşam. Birey artık, ülkenin alışılagelen siyasetinde yer almak istemiyor. İşini yapmak ve sosyal hayatını yaşamak istiyor. Birey artık siyaset konuşmak istemiyor, bölgesinde daha sosyal daha estetik, daha sağlıklı bir hayat sürmeye akıl ve emek harcamak istiyor.
*
İdeal toplumda bile, siyaseti bireyden tamamen soyutlamak mümkün değil. Ancak siyaset güncesine esir olmaktan kurtarmak, medyanın özdenetimiyle ve elbette sivil toplum örgütlerinin kendilerini siyasetten arındırmalarıyla mümkün. Halkı siyasetin merkezine çekmek yerine, alternatif haber üreterek, gündemi siyasete esir etmemek çözümlerin başında geliyor. Halk siyasetten bu kadar sıkılmışken, baştan aşağıya siyaset ve protokol haberi ile donatılmış medya organları, uçurumu derinleştiriyor. İhtiyacımız olduğunda bile suya sabuna dokunmayacak siyasetten bıkmış bir toplum yaratılıyor.
*
Ajanstan çıkan bir haberi alıp, altına haberi yapan ajans muhabirinin adını dahi koymadan ve tümüyle yayımlamak ya da bu haberin baştan sona okunduğunu düşünmek ne derce doğrudur? Okul mezunu sayımız arttıkça, gazete tirajlarının artmaması ya da siyasi programlar arttıkça, dizilerin ve magazin programlarının izleyici oranlarının artması, ne anlama geliyor? Sanırım bu saptamalar, okurun, izleyicinin ve dinleyicinin açık bir mesajını içeriyor. Halk, siyasetin üst düzeyde yaşanmasını, sıradan gündelik hayatın dışında tutulmasını istiyor. Mesaj çok açık, anlamak gerekiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder