Ferhat ATİK
ferhat@cypruscenter.com
Hiç duydunuz mu bilmem. Japonya’da yayımlanan ve 14 milyonu aşan günlük tirajı ile dünyanın en çok satan gazetesi unvanına sahip olan günlük gazetenin adı The Yomiuri Shimbun’dur.
Gazetenin Türkiye temsilciliğini Koji Sakurai isimli ünlü bir gazeteci yapmaktadır. Yıllar önce, önemli bir şahsiyetle yaptığı röportajda, metinlerine yansımayan bir konu yaşanamıştı. Bu konu, röportaja gittiği kişinin kendisine sorduğu sorular ve yanıtlardı.
Gazeteci soru sormak için gittiği ofiste sorularına yanıt almak için bir koşulla karşılaştı. Bu koşul, karşısındaki kişinin önce kendisine soracağı sorulara cevap istemesiydi. Şaşırsa da, bir çoğumuzun özellikle ritüel farklılıkları nedeniyle merak ettiği Japonya konusunda cevapları rahatlıkla verdi.
Gelen soruların ilki şuydu:
Gazetenizin yan kuruluşları var mı? Yani, bankanız, müteahhitlik firmanız, ithalat-ihracat şirketiniz, enerji yatırımlarınız, sigortanız, turizm acenteniz var mı?
Sakurai’nin cevabı:
Bizim gazeteye bağlı bir senfoni orkestrası ve bir de beysbol takımı var. Bunun dışında bir şeyimiz yok. Yasalar buna engel değil ama etik olarak kimse bunu uygun bulmadığından, bu tür şirketlere sahip olunmuyor. Bu tür yan kuruluşlarımız olursa, objektif habercilik yapmamız zorlaşır.
İkinci soru ise şuydu:
Hükümetten teşvik ve kredi alıyor musunuz? Herhangi bir ihaleye katılıyor musunuz?
Gelen yanıt şuydu:
Gazetemizin gelirlerinin yarısı satıştan ve diğer yarısı da reklamlardan sağlanır. Ama son zamanlarda reklam gelirlerinin gazetenin gelirlerinin yarısına ulaşmış olması da bir tartışma başlattı. Reklam gelirlerine bu kadar bağımlı olmanın doğru olmadığı, bunun, reklam verenlerin gazetenin yayın politikasını etkilemeleri tehlikesi yarattığı belirtiliyor. Bu tartışma halen Japonya’da sürüyor, çözüm aranıyor.
Diğer soru:
Sizde bir gazeteci yalan ya da yanlış haber yazarsa ne olur?
Bu soruya gelen yanıt tam bir ders niteliğinde:
Japonya’da bir gazeteci, eğer yalan haber yazmış ve bu tespit edilmişse, işine derhal son verilir. O kişi bir daha ülkemizde gazetecilik yapamaz. Ama mesleğin gerektirdiği hızlı çalışma temposu nedeniyle kasıtlı olmayan bir yanlışlık yapılmışsa, bu durum hemen ertesi gün açıkça belirtilir ve ilgili taraflarla tüm okuyuculardan özür dilenir. Japonya’da insanların sorumluluk duygusu çok gelişmiştir. O kadar ki, bir çok kişi görevini layıkıyla yapamadığını düşünür ve intiharı seçer. Japonya’da bir yılda trafik kazalarından 10 bin kişi ölürken, intihar nedeniyle ölenlerin sayısı 30 bini bulur.
Daha bir çok soru ve cavap var aslında. Ancak sizle paylaşacağım son soru şu:
Gazetenin patronu yayın politikasına müdahale ediyor mu?
Ünlü Japon gazeteci Koji Sakurai’nin bu soruya verdiği cevap, hepimizin kulağına küpe olacak nitelikte:
Elbette her gazetenin bir patronu var. Ama patronlar gazetenin yayın politikasına asla karışmazlar. Çünkü aslında gazetenin gerçek patronları okuyucularıdır. Eğer bir yanlış yapmışsak onlar çok sert tepki gösterir ve gazeteyi almayı bırakır.
*
Bu soruların sahibi, 2000-2002 yılları arasında Türkiye’de Radyo Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) başkanlık yapmış olan gazeteci Sedat Nuri Kayış.
Gözümüz ve gönlümüz batılılaşmaya dönükken, doğudan öğrenilecek çok şey yok mu sizce?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder