Ferhat Atik
ferhat@cypruscenter.com
Peş peşe gelen iki gün, kendi içindeki kavramlarıyla, karmaşalarıyla tarih önünde sahnelenir her sene. Bugün Osmanlı İmparatorluğu’nun Kıbrıs Adası’nın yönetimini İngiltere’ye devrettiği gün.
Dün ise Ahmet Emin Efendi’nin sahibi olduğu “SADED” gazetesinin yayına başladığı dolayısıyla ülkemizde Basın Günü olarak kutladığımız gün ve aynı zamanda Fransız devrimci Lafayette’in, “İnsan Hakları ve Vatandaşlık Hakları Bildirgesi”ni Devrimci Milli Meclisi’ne sunduğu gün olarak geçmiş tarihe.
Eski devletlerin yönetim anlayışı doğrudan baskıydı. Böyle giden bir işleyişe “dur” diyebilmek için, 1215 yılında İngiltere Kralına kabul ettirilen bildirge, Magna Carta İnsan Hakları kavramının ilk belgesi sayılır. İnsan hakları konusunda yayınlanan bir diğer önemli bildirge ise, Amerika’daki Bağımsızlık Bildirgesi’dir.
Dünyamızda en ileri devletlerin bile, uygulamaları hala tartışılsa da, özgürlük, eşitlik, kardeşlik gibi kavramlar, 1789 yılında gerçekleşen Fransız Devrimi’nden sonra yayınlanan “İnsan Hakları Bildirgesi”nde gerçek yerini almıştır.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra devletler, bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması gerçeğinde birleştiler. Çünkü insanlar, özgür olmazlarsa savaşlar sürüp gidecek bu da uygarlıkların sonunu getirebilecekti.
*
Evrensel nitelikleri olan bir bildirge, ülke liderliklerinin bencillikleri nedeniyle uygulanamayınca ilave bildirgeler de hazırlanmıştır. Örneğin, Afrika İnsan ve Halklarının Hakları Bildirgesi gibi. “Evrensel” olanın uygulanamamasının ışığında hazırlanan utanç belgelerinden sadece biri. Evrensel olan bildirgede “Herkes, ırk, renk, cins, dil, din, siyasal ya da her hangi bir başka inanç, ulusal ya da toplumsal köken, varlıklılık, doğuş ya da herhangi bir başka ayrım gözetilmeksizin bu Bildirge’de açıklanan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir” denmesine rağmen, evrensel olandan gelen hakların bu kıt’a için kullanılmamasından dolayı yenilerine ihtiyaç duyuldu.
*
Lafayette’ten bu yana önemli bir adımın tarihi olan bu günün Ada’mız için de önemi var.
Bugün Kıbrıs’ta ilk Türkçe gazete kabul edilen “SADED”in yayınlanmasının yıldönümü. SADED 1889’da çıkmıştı.
Sadece 16 sayı çıkabildi ama takip eden gazeteler ve gazeteciler başardı, bugüne kadar ulaştı. Üstelik farklı dönemlerdeki tüm zorluklara rağmen 80’e yakın gazete çıkararak. Toplumu şekillendirerek, özgürlük ve demokrasi kavgası vererek.
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği bu özel günün, Basın Günü’nün ev sahipliğini yaptı.
Bir yandan bu önemli günde açılan Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği lokaline ve “Tarihin Işığında” adını taşıyan fotoğraf sergisine sevinirken, öte yandan, etik değerlerin tartışıldığı ve üzücü seviyelerde olduğu günlerden geçtiğimizi hatırlamamak mümkün değil.
Kıbrıs Türk Halkı basınına, en zor günlerde bile sahip çıktı. Çok düşük bir tiraja ulaşabilen ve Rum matbaasında dizilip basılmak zorunda kalan SADED Gazetesi’nden bugüne çok şey değişti, çok şey gelişti. Halkın değiştiği gibi, basın da değişti.
Kıbrıs Türk Halkı artık, yazılan ve çizilenlere gereken itibarı gösterecek veya göstermeyecek medya sağduyusuna sahip olma zamanındadır.
Modern zamanlarda etiğin daha da değer kazanması gereken, toplumsal gelişimin yaşanma zamanıdır. Bireyin etiği anlaması ve medyada bunu araması zamanıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder