12 Ağustos 2013 Pazartesi

Simgesel şiddet


Televizyon kanallarının kimlerin elinde olduğu ve kanalları elinde bulunduran
kişilerin iktidarla olan ilişkileri Bourdieu’nün üzerinde önemle durduğu konulardandır.
Simgesel şiddet uygulamak için kullanılan televizyon kanallarına konuk olan görece aydınları ve kendi deyimiyle fast-thinker’ları, ne yaptıklarını sorgulamaları konusunda
uyarır. Bunun nedeni Bourdieu’nün endüstrileşen kültürden kurtulmayı bağlılıktan kurtarılmış sosyolojiyle olabileceğini düşünmesidir.

Fast-thinker’lar, Bourdieu’nün tanımlamasıyla, istenilen konuda istenilen şeyleri akademik bir üslupla söyleyen ve medya tarafından sıklıkla tercih edilen kişiler ya d aşimdiki deyimle steryotiplerdir.
Bourdieu; bu yolla, simgesel şiddetin yeniden üretildiğini vurgular. Televizyon Üzerine kitabında Bourdieu, günümüz televizyon ve gazete haberciliğinin, birbirinden farklı davranabilme, ya da aynı haberi en önce verebilme hırsının, zamanla bütün habercileri aynı hale getirdiğini derinlemesine anlatır.
Bourdieu tekdüzelikten kurtulmak için aydınların kurtarıcı olabileceğini, ancak pazarın güçleriyle suç ortaklığı ve işbirliğinden kaçabildikleri takdirde bunu başarabileceklerini söyler.

Ona göre kamuoyu yoklamalarının katı bir çözümlemeye tabi tutulması gerektiğidir. Kamuoyu yoklamaları ‘cevap yok’ yanıtını verenleri yok sayan, sonuçları sadece soruya cevap veren katılımcılar üzerinden değerlendirilen, cevap şıklarında keyfi düzenlemeler yapılan ve katılımcıları beklemedikleri ve belki de istemedikleri soruları cevaplamaya zorlayan  bir düzende yapılamkadır.

Televizyon karşısında simgesel şiddete maruz kalan bireylerin ise bu şiddete tepki göstererek etkilenmelerini en aza indirmeye çalışmalalarının bir suç ortaklığı olduğunu vurgulayan Bourdieu, bu yüzyılın en büyük tehlikesine işaret ederken, onu takip eden sosyal medyanın görece bağımsızlığı da giderek aynı simgesel şiddete doğru ilerlediğini de görmek gerekir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder