2 Nisan 2013 Salı

Endişem gelecektendir

Bir toplumun liderlerinin, yönetenlerinin hatta liderliği kanaatlerle yapan aydınlarının ne kadar geleceğe yönelik iş yaptıklarını anlamak için onların iki özelliğine bakmak yeterlidir. Bu özelliklerden ilki anı ne kadar anlayarak ve hissederek yaşadıklarıdır. Bu anlamda duygusal liderler, akılları ile düşündüklerini kalpleri ile de hissederler. Bu tür bir karar alma ya da planlama sürecinde vicdanın olmaması mümkün değildir. Anı bilen, anlayan, kurgusal olmadan hakikaten ana değer veren birey doğru yoldadır. Anlama yöntemlerinden ikincisi ise bu kişilerin geleceğe ne denli önem verdikleri ile ilgilidir. Sadece ana kilitlenmek yetmez. Anı kaçırmadan yaşamak ama geleceği hedeflemek gerekir. Bu talep bireysel de değildir üstelik. Yarınları planlamak, geleceğe yatırım yapmak, gerçek liderin, kanaat liderinin, aydının, egosuna esir olması değil, tam aksine vizyonu olması ile ilgilidir. Gelecek bir mutlak hedef değil, bir süreçtir. Bu nedenle bizim olamayacağımız kadar erişilmezdir. Fakat mesele erişmek de değildir. Yarın diye bir kavram olduğunun bilincinde yaşamak, düşünmek ve onu yaşayacaklar için bugünden adım atmak asıl olandır. Örneğin sanat, tam da böyle bir olgudur. Sanatın her toplumda varlığı, sosyolojik bir gerçek olarak kabul edilmesine neden olmuştur. Bu sosyolojik gerçeğin dışında duran birey ya da yönetim ambargoya gerek kalmaksızın kendisini dünyadan doğal yollarla soyutlar. Burada sanatı, “sanatçının bireysel duyguları içinde, tarihsel ve toplumsal gerçeğin anlatıldığı, anlatıldıkça biriktirildiği bir yol” olarak görmek gerekir. Yani sanat bireysel değil, toplumsal bir olgudur ve sadece bugün için üretilmez. Topluma değerli katkılar koymak isteyen, onu yönetmek isteyen ve bunu hakikatle yapıp riyakarlığa kaçmadan talep eden herkesin bilmesi gereken bir konu olarak “sanat sosyolojisi”, genel bir anlamlandırma ile ‘sanat ve sanatı yaratan toplumlar arasındaki ilişkileri inceler’. Bahsedilen hassas incelemenin nedeni ise toplumsal yaşantı ile sanatsal yaratma arasında güçlü bir ilişki olmasıdır. Bu değerleri ve değerlendirmeleri bilmek, bence bir toplumu ya da toplumları yönetmeye aday olan ya da olacak olan her bir bireye konması gereken kriterdir. Bunu bir talep olarak düşünün ama konuya bugünden bakarak bu talebin ütopik olduğuna karar vermeyin lütfen. Çünkü bu makalem de bir çoğu gibi bugüne değil, geleceğe yazılan satırları içermektedir. Endişem bugünden değil, toplumsal travmalarımızla gelinen durumumuz nedeniyle, gelecektendir!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder