7 Mart 2013 Perşembe
Bir AB değerlendirmesi
Birkaç başlık altında, bazı şeylerin radikal biçimde kötü gittiği Avrupa Birliği’nde olan bitenleri değerlendirmek mümkündür.
Her şeyden önce özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın “dünya” adını almasına rağmen bir çok ülkede yaşanmayıp en yoğun yaşandığı topraklar hiç kuşkusuz Avrupa kıtasıdır. Bu nedenle kurulum sürecinin dayandırıldığı başta demokrasi ve birey hakları eksenli hoşgörü ve uzlaşı sistemi önemli bir uygulama olmuş ve bir kurulum süreci adına başarılmıştır. Savaşın hemen ardından filizlenmeye başlayan AB, savaşı yaşayanların el sıkışmaları ile adım adım ilerlerken, savaşa rağmen düşmanlığın değil rasyonel düşüncenin öne çıkması tüm uluslarca umut verici olmuştur.
Sonrasına, oluşan birliğin başta bürokrasi ve standartlarının oluşturulması AB platformunu bir toplum mühendisliği haline döndürmüş bu konuda yakalanan standartlar da, gerek direktifler gerekse tavsiye nitelikli süreçler ile ülkelere ulaşırken, kurulan ana çatı teoride çok özverili bir çalışmanın ve hakiki hoşgörünün eseridir.
Ancak teknokratların kurgusu ve çalışması elbette yeterli olmayacaktı, ki öyle de oldu. Zaman ilerledikçe hissedilmeye başlanan ilk etki ne yazık ki ülke liderliklerinin kendi toplumlarını AB’nin neresinde gördüğü ile değişmeye başladı. Bu beraberinde üzülerek söylüyorum ki, ırkçılığı getirdi. Zannetmiyorum ki, ırkçı hareketler liderliklerce destek bulmasın.
Ardından düşüncenin serbestliği ve özgürlüğü gibi harika bir yaklaşım, içine terörü de alan adaletsiz ve dengesiz adımları tetikledi. Öyle ki, daha dün gibi hatırladığımız AB’nin ortasındaki Müslüman soykırımları da bu iki öğenin işbirliği ile gerçekleşmişti.
Ekonomik alanda ise AB ince çizgili bir denge kurmuş olsa da rakip gördüğü ABD dolarının sahibi tarafından elbette yakın markaja alındı. Sakın zannetmeyin ki Euro para biriminin yükselişi AB’nin menfaatinedir.
*
Öte yandan son zamanlarda ayyuka çıkan sağlık ve gıda konularındaki skandallar da bizlere, aslında AB standartlarının varlığını yine kendi içinde reddeden ve işe hile karıştıran ülkelerin olduğunu sergiledi. Bireyi esas alan ve denetim sistemleri ile çalışan birçok mekanizmanın aslında kağıt üzerinde kalması ile yüzleşen AB şimdilerde nerede yanlış yaptığını anlamanın peşinde. Oysa kat edilen ya da kat edildiği düşünülen mesafe, bir Türk deyimi ile ifade edecek olursam meğer ‘bir arpa boyuymuş’.
Şimdi esas olanın; içine terör parasının dolaşımını hatta teröristlerin, birey hakları kılıfı ile barındırılmasını dahi katan AB’nin, başta kendi tüm kamuoyu ve genelde tüm dünya insanları vicdanındaki olumsuz izler bırakmasıdır.
Tartışılması gereken ise artık bu sıkıntıların nasıl aşılacağı değil, sarsılan AB değerlerinin yerini ne alacağı ve bunun tüm dünyaya maliyetlerinin ne olacağıdır.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder