31 Mart 2013 Pazar
Asil Nadir’in heyecanı
Saygı bugünden iyiydi, saygınlıkta öyle. Ancak benim lise çağımda yaşıtlarım gibi çok da gelişmiş bir içerikle eğitim yoktu. 1961 yılında ilk kez kullanılmış olmasına ve Türkiye’deki yaşıtlarımın benden yıllar önce öğrenmesine rağmen ben, ancak 1989’da, ilk kez duydum “Globalizm” kavramını. Oysa Türkiye’deki yaşıtlarımız aynı yılları siyaset dahil çok şey öğrenerek geçirdiler.
*
Bazı kavramlar böyledir, ya siz onlara geç kalırsınız, ya da onlar size.
Tıpkı bunlara benzer bir kavramı kendi hayatım için ilk kez 1997’de Kıbrıs FM radyo kanalının açılış konuşmasında kullandım. Açılış konuşmasını yapacak olan Asil Nadir Bey, konuşma metnini ve tanıtım broşürlerinin içeriğini hazırlamamı istemişti.
Asil Nadir Bey’in programdan önceki gece, gece yarısına kadar titizlikle çalışmamız esnasındaki heyecanını çok iyi hatırladığım gibi, ertesi gün programı sunmamın ardından stüdyonun dışına çıktığımızda dünyanın dört bir yanında gelen basın ordusu ile karşılaşınca hissettiğim heyecanı da hiç unutmuyorum.
O metinlerde “Birinci Kuvvet Medyadır” ifadesini kullanmıştım. Oysa yıllarca “Dördüncü Kuvvet Medya” ifadesi slogan olmuş ve bu ifade ile yasama, yürütme ve yargıyı içeren ‘sözde’ kuvvetler ayrılığından sonra, bu kuvvetleri halk adına denetleyen gücün medya olduğu vurgulanmıştır.
*
1997’deki o konuşmaya “Birinci Kuvvet Medya’dır” ifadesini koymamın nedeni medyanın bu kuvvetlerin önüne geçmiş olmasıydı. Şimdilerde her şey daha belirgin, artık bu kavram kesinleşti. Üstelik bu kesinleşme ne yazı ki, halk adına medyanın bu erkleri daha güçlü denetlemesi ile değil, medyanın kirlenmesi ve bu üç kavramın üzerinde etkin, yıpratıcı ve talepkâr bir güç olarak yerleşmesi ile gerçekleşti.
Şimdi geriye muhatapları yerine halka sorulacak tek bir soru kalıyor. Kaç medya çalışanı ‘gerçekten iyi niyetle’ bu kuvvetin hakikaten farkında?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder