3 Şubat 2013 Pazar
Türkülerin dili
Aklınızda yaralı bir şahinin can havli, kalbinizde bir serçenin çırpınışı, avcunuzda hayalleriniz. Yumruğunuzu öylesine sıkarsınız ki öfkenizden, hayalleriniz örselenir.
O zaman başlar, denizden sokaklara taşan dalga gibi, isyan! O zaman sahiline sığamaz hiçbir dalga!
Kürt sorunu işte böyle bir sorundur. Suya sabuna dokunmayan siyasetçilerin ağzında, milliyetçi söylemlerin pratiği olarak PKK’yı suçlamaktan öteye gidemeyen zihniyet, PKK’nın doğmasının ve bunca canın heba olmasının mimarı olan, reddedici, inkar edici ve kendi düşüncesini başat gören zihniyetten farklı değildir.
Suçlanması gereken de, bunca zamanı barışsız geçiren ve mevcut durumu çözüm görenlerindir.
Bir halkın acılarını, mutluluklarını, sıkıntılarını anlamak için, sadece türkülerine bakmak bile yeterlidir. Tenezzül edip Kürtçe türkü dinleyen, anlamaya çalışan, bölge insanının kendini nasıl ifade ettiğini kavrayan insan, konunun sadece PKK eksenli bir konu olmadığını, aslında asıl olan eksenin insan olduğunu da anlar.
Kim anlamamın aymazlığında olursa olsun, Başbakan Tayyip Erdoğan doğrusunu yapıyor. İnsanları kategorize eden bunca yönetimden sonra, inkarı, reddi geride bırakıp önce soruna tanım getirip, sonra da çözüme yönelik gerçek adımlar atıyor.
*
Kürt türküleri, ezilen, sömürülen, yurtsuz bırakılan, hayatları namlunun ucunda elleri tetikte yaşamağa mahkum edilen, kültürleri zorla asimile edilmeye uğraşılan bir halkın, Kürt Halkı’nın acıları ile doludur. Aslında Kürt Halkı yüz yıldır, ezgilerinde bile acısını anlatıyor. Anlamak gerek. Körü körüne milliyetçilik yapmak yerine yurdunu, o yurtta yaşayan tüm halklar ve kültürlerle birlikte sevmek gerek.
Gerçek yurtseverlik de, yakıtı laf olan peynir gemisini yüzdürme çabası değil, budur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder