12 Aralık 2012 Çarşamba
“Ne istersen sen osun”
Her günümüze Aziz Nesin ve Orhan Kemal’le başlamak güzel aslında... İki büyük usta ile yatıp iki büyük usta ile kalkıyoruz. Hayatlarımızın tamamı, büyüklerimizin hayatlarının tamamı hatta onların büyüklerinin hayatlarının tamamı da Aziz Nesin ve Orhan Kemal’le geçti. Hem de her günleri... Her günümüz...
Neden mi?
*
Duymuşsunuzdur... Stokholm sendromu diye isimlendirilen bir psikolojik durum var.
Stokholm sendromu, rehinenin kendisini rehin alan kişiye duygusal anlamda bağlanması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan bir terimdir. Psikiyatr Nils Bejerot tarafından adlandırılan bir sendromdur. Bu ismi ise 1973 yılında İsveç’in başkenti Stokholm’de yaşanan bir olaydan almaktadır. Bir banka soyguncusu tarafından altı gün boyunca rehin tutulan kadın, soyguncuya duygusal olarak bağlanır. Serbest kaldığında soyguncuyu savunmakla kalmaz, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler. Stokholm sendromu birçok rehine olayında yaşanmıştır.
Bu konu ayrıca bir çok metaforda da kullanılmıştır.
*
İnsanlar bazen hayatlarını karartan kişilere, olaylara, olgulara, yönetimlere o kadar alışırlar ki, haklarında ne kadar olumsuz düşünceye sahip olurlarsa olsunlar, bir bağımlılık gibi onlardan vazgeçemezler.
Şöyle bir düşündüm de, Kıbrıslı Türkler de birçok açıdan böyle. Nereye kulak verseniz hep, her şeyden şikayet dinlersiniz. Kime dokunsanız, olup biten her şeyden bin ah işitirsiniz. Sandıklar açıldığında ise istikrar hep vardır.
Özellikle kendi partisini bile eleştiremeyenler Hitler disiplini bir kanaatle görevlerini ifa etmiş olurlar. Aslına bakarsanız partizanlık, iktidara gelenin devlet imkanlarını yandaşlarına sunması ile ilgili değil sadece. Aynı zamanda sandığa gidenin, körü körüne hatalarını görmesine rağmen hep aynı siyasetçilere ve siyasi partilere oy vermeleridir de. Her kimin eli, bir başka partiden iyi olduğuna inandığına gitmezse o partizandır. Bunun sonucu olarak da hükümet etme sırasını aldığında, partizanca davranacak ya da kendi lehine böyle davranılmasını bekleyecektir.
Bir çok olumsuz sonuca varma nedenlerimizden birisi de işte bu, siyasetçilere ya da partilere Stokholm sendromu ile bağlı olma durumudur!
*
Bu nedenle sabah akşam tüm zamanımız elbette tenzih ettiklerimiz vardır ama çoğunlukla Bekçi Murtaza’lar yüzünden Orhan Kemal ve Zübük’ler yüzünden Aziz Nesin’ledir her anımız.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder