9 Aralık 2012 Pazar
Hümanizm ve algı yanılmaları
İnsan Hakları konusunda gündem sıcakken bu notları sizinle paylaşarak kendi kişisel tarihime de müsaadenizle kaydetmek istedim.
Yeni zamanlarda, yani bir yandan tarih daha eskimeden ve diğer yandan son dönemde; yaşanmakta olan kültür tartışmaları elbette tatlı bir izlenim bırakan hümanizm kavramını da bünyesinde kullanmaktadır. Ancak bu kavram bazı yanlış yönlere çekilmiş, çoğu Fransız kuramcı açıkça anti-hümanist bir yaklaşımı savunmaya başlamıştır. Hümanizm kavramının çağdaş anlamı (ki bir de çağdaşlığın anlamına girersek hiç çıkamayacağız) Rönesans’a dek uzanır.
Klasik Yunan ve Roma kültürü hakkında yapılan inceleme ve araştırmalara dayanan Rönesans hümanizmi, insani ilgilerin odağına insanı yerleştirmiş, bireylerin akli ve fiziksel yeteneklerini tam anlamıyla gerçekleştirmelerini teşvik etmiştir. Günümüzde de etkili bir öğreti olan hümanist düşüncenin temelinde, bireye saygı yatar.
Ancak pek çok çağdaş düşünür, yazar, veya kanaat önderi, Hümanizmin Batı’nın kültür emperyalizmiyle (bireysel girişimcilik ve piyasa yönelimli rekabet insani ilişkilere egemen olmakta, çoğumuzun halini perişan etmektedir) bağlantılı olduğu görüşünü savunmaktadır. Üstelik bu savları, bunu savunduklarını bile bilmeden yapılır.
Sadece bunula da ilgili kalınmaz. Bazı çevrelerin yapılandırdığı sivil toplum örgütleri Hümanizmi emperyalist olan ve çoğu zaman yalın kalamayan insan hakları ile de örterler. Faaliyet yapabilme gayreti ile ve aslında emperyalist ve kapitalist patronların güdümünde faaliyet gösteren bu tür yerler, döngünün hiç de Hümanist olmadığını fark etmezler.
Mesele de budur aslında. Yalın olarak kavramları anlamak ve içselleştirmek yerine, tanımlayanların cümlelerine esir kalmak, bu kavramları yaşamınıza aldığınızda üzerinizde sırıtan kostümler gibi duracaktır.
Bırakın bireyleri, kimi örgütlerde dahi bu açıkça görülmektedir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder