29 Kasım 2012 Perşembe
Talihsizlik ve talih arasında: Miles Matheson
Bu kadar umutsuzluğun içinde, olup bitene “dışarıdan kendimize bakar gibi” seyirci kaldığımız günlerden geçerken ve yıllardır “hep daha kötüye gidiyoruz” hissine kapıldığımız zamanlardan geçerken, apansız iki umut birden yaşadım.
Bazen olur ya, bir masalda hissedersiniz kendinizi. Yani en azından bana sık oluyor. Hayallerimin akıl ve kalp yolculuğu bazen kendimi bir masal dünyasında hissettirir. Mekanı ve zamanı silen, aklın sınırlarını kaldıran, duygunun ise şaha kalktığı zamanlardan bahsediyorum. Kelimeler uçuşur etrafımda, ne benimdirler ne de benle kalırlar. Hepsi, bir atonal dağınıklığın ritme dönüştüğü serüvende karşıma dizilirler.
*
Bu üretimin eşiğidir aslında. Ve neyle beslendiğimi anlarım o zaman.
Dün önce Arabahmet İlkokulu’nun yanından geçiyordum. Birkaç on yıl önce bahçesinde kendi bağrışmamın dışardan nasıl duyulduğunu düşünemeyecek kadar küçüktüm aynı bahçede. Şimdiyse yine Allah eksiltmesin, cıvıl cıvıl çocuk sesleri ile doluydu bahçe. Ve çok sabırlı, işin ehli öğretmenlerinin nezaretindeydiler. Sadece geçiyordum. Duraksadım. İzledim. Hem çocuk cıvıltıları hem de öğretmenlerin tavırları umuttu benim için.
Ardından bir Dereboyu tanıklığındaydım. Lefkoşa’nın sınır tanımaz eğlence caddesinde arabamı park ettiğim park alanında sevimliliği ile dikkatimi çeken küçük köpek birkaç dakika içinde bir aracın altında kaldı. Panikle olaya karışırken, bir çok insanın yardıma koştuklarını gördüm. Kimi veterineri ararken kimi bacağından darbe alan köpekçiğin sakinleşmesi için onu sevmekle uğraştı. Derhal veterinere götürüldü. Orada bu olaya tanıklık eden insanlar, insandılar.
Hala insan olabileceğimizin kanıtıydılar. Umuttular. Oysa o köpekçiğe çarpıp kaçan bizimle aynı kategoride değildi.
*
Küçük gibi görünse de bu iki olay, içinde bulunduğumuz umutsuzluktan dolayı bizler için çok önemli. Başka ülkelerde ise değer yargılarının insaniliği nedeniyle hep önemli.
Ardından akşam üzeri, olaya koşup katılan ve gereğini yapan Seda Ahiskal’dan FaceBook aracılığı ile bilgileri aldım. Çok şükür ki, Miles Matheson, yani bizi küçük kahraman gereken tedaviyi Veteriner Mustafa Erk gerçekleştirmiş. Keyfi yerinde bir de fotoğrafını görünce gülümsedim.
Hayatın kendisi gibi aslında. İyiler bir yanda kötüler öte yanda.
Seda’nın FaceBook sayfasındaki Miles’in fotoğrafına yapılan yorumları da okuduktan sonra, iyi ve kötünün ayrımında iyinin de hiç küçümsenemeyecek bir gücü olduğunu anlamak bir kez daha mümkün.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder