3 Ağustos 2012 Cuma

Şu anket meselesi

Zaman zaman anketler karşımıza çıkar medya araştırmaları hakkında. En önemli içerikleri elbette izler/dinler kitlenin beklenti ve alışkanlıklarıdır. Çünkü Medya Servis Sağlayıcılar (MSS) içeriklerini bu bilgi ile yönetirler. Etkin içerik, ekonomik performans bu tür bir senkronizasyonun sonucudur. Ancak bizde işler böyle yürümez. Bir kısım istisnai durumu dışarda bırakarak belirtmeliyim ki bizde çoğunlukla, sadece rakamların şanı şöhreti önemlidir. Anketin içeriğinden gelen bilgi MSS tarafından önemsenmez. Reklam veren içeriğe bakmaz. MSS hangi programın hangi kitleye hitap ettiğini bilimsel verilerle bilmez. Deneyimi ile bulur (tahmin yürütür). Bu durum şimdilik böyledir. Bu süreç geçicidir. (Gerçi bizde 15 senedir Geçiş Medyası diye tabir edebileceğim yapı söz konusudur ve geçiş uzamıştır ama geçecektir. Bunları hemen her ülke yaşamıştır. Çünkü medya tecrübesi ithal edilebilir bir tecrübe değildir. Medya, kendi toplumu ile birlikte gelişen interaktif bir deneyimdir. Bizler de anket, izlenme oranı, reklam alma ve verme becerisi, tüketim ve reklamdan etkilenme eğilimi gibi konularda kendi deneyimini kendisi geliştirecektir. Yapılan son anket de böyle bir ankettir. Güvenilirliği konusunu, kendi deneyimimle gözlemlediğimde herhangi bir sorun olmadığı kanaatine vardığım bu ankette, elbette bazı kanallar önceki bildiğim rakamlara göre yükselmiş bazıları ise gerilemiştir. Bu, her iki eğilimdeki yayınlar için de önemlidir. İçeriklerine anketin geri kalan sorularına göre düzenleme getirmeleri, halkın beklentilerine karşılık verecek ve bu beklentileri yükseltecek nitelikte yayınlar yapmaları gerektiğine vurgudur. Ayrıca ankette önemli bazı vurguların farkına varmak gerekir. Örneğin; %70 haber izleyen ve %17 tercihsiz olan bir kitle karşısında sadece %4 siyasi program izleyen varken, yayın içeriklerinin genelinde %40’lara varan siyasi içerikli program olduğunun farkına varılmalıdır. Öte yandan Karasal yayıncılığın sadece %10’la artık bitmekte olduğu ve %9 ile artık internetten de yayınların izlendiği de önemli bir çıkarımdır. Gece yayınlarını izleyenlerin sadece %10 olduğu, gazetelerin okunmak yerine %73’lük bir oranla TV’lerden izlenip dinlendiği de dişer tehlikeli ve çarpıcı bir sonuçtur. (Bu noktada belirtmeliyim ki, gazetelerin TV’lerden okunması, rekabet unsurlarını bozan bir durumdur. Öyle ki, 200 satan gazete ile 5000 satan gazete bir TV ekranında aynı kitleye iletiliyorsa burada rekabeti bozan bir TV yayıncılığı söz konusudur, telif hakkından bahsetmiyorum bile!) Spor haberi izlemeyeler %60’ı bulurken, köy, gezi gibi sosyal programların beğenilmesi de yerellik unsurunun kullanılması konusunda pozitif bir mesajdır. Genel olarak bu ankette önde çıkan kanalların yükselişi rastlantı değildir. İçeriklerine bakıldığında bu fark edilebilir. Kaldı ki, özellikle Türkiye kanallarının bombardımanı altında kalan tüm MSS, ayakta durabildikleri için tebrik edilmelidir. Önemli olan MSS rekabetinde, ana arterin içerik olmasıdır. Medyanın ve dolayısı ile toplumun gelişimine ancak bu başlık altındaki bir rekabet faydalı olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder