Ferhat Atik
ferhat@cypruscenter.com
Bir şehrin insanı o şehre benzer.
Ben Lefkoşa çocuğuyum. Arabahmet Mahallesi’nin sokaklarından gök kubbede baki kalacağını hayal ettiğim hoş çocukluk sedalarımın yerinde, şimdilerde yeller esiyor.
Üstelik yellerin getirdiği güzelim Yasemin kokusu değil.
İlk diz yaralarıma sahip olmamı sağlayan asfaltın üzerine düştüğümde, dizimin acısından ağlıyordum. Şimdilerde ise o asfaltın üzerine kat kat yenileri döşenirken, bir yandan da, şehrimin kültürü üzerine, kayıp kültürler döşeniyor.
Bu sokaklar artık benim değil. Bu sokaklar artık benim geçmişime tanık değil!
Çocukluğumun simgeleri olan insanların adresleri de, şehir gibi, bu değişime ayak uyduramadıklarından dolayı hızla değişmiş.
Çaldığım hiç bir kapının ardında, eski yüzler yok. Benim zannettiğim şehrim, bana ait değil. Şehrin yeni yaşantısına ise ben ait değilim.
Sokak sokak koklamaya çalıştığım anılarıma ulaşamıyorum artık. Ulaşabildiğim tek şey hissettiğim, kaybediş acısı. Hayal gücü tanımaz bir devinimle kaybolmuş kişisel tarihimin, sembol kahramanları.
*
Oysa her şehrin şiirleri olmalı, insanın kendi şehri için yazdığı. Sokağına ayrı, duvarına ayrı, insanına, kaldırımına, evlerine ayrı ayrı yazılmalı. Hatta daha ileri gitmeli insan, tüm namlı çocukluk kahramanlarına şiirler yazmalı.
Kendi gönlünden geçenleri, ak kağıtlarla anlamdan anlama taşımalı.
Apansız yüzüne esen bir rüzgarda şehrini hatırlamalı, belki arayış içinde olmadığı ama ruhunda herkes gibi beklediği bir huzuru sokaklarında yaşamalı.
Serinliği gülümsetebilmeli bir damla yağmurun. Tüm zamanlarını, şehrini hep hatırlayacağı kadar dolu ve anlamlı yaşamalı.
Nerede başlayacağını planlayamadığımız gibi, nerede biteceğini de bilmediğimiz bir hayattın, hangi basamağında olduğumuzu bile bilememekten gelen acizliğimizin farkına varıp, her anımızı, doğduğumuz şehrin hatıralarıyla harmanlamalı.
Bir daha hiç yaşayamayacakmışız gibi tatmalı, tattırmalı.
*
Ne var ki, bir daha yaşayamayacağımı geç anladım.
Bir şehrin insanı o şehre benzer.
Ancak hiç kimse artık kendi şehrine benzemiyor. Keşke yeniden benzese.
Keşke döktüğüm gözyaşı, Lefkoşa’ya yabancı kalışıma değil de, dizlerimin asfalta vurduğu için olsa.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder